Karanlık bastığında
Yalnızlık şarkılarım
Bir bir döküldü dilime!
Her yıldız kaydığında
Bir baykuş seslendi
Acılı yüreğime!
Ayrılıklar tanımadı
Hiçbir hasret
Hasretimin üstüne!
Senden ayrılalı
Kör oldum
Kezzab döküldü gözlerime!
Rüzgâr taşıdı
Hayalet gölgeni
Ay vurduğunda yüzüme!..
Uykusuzluk tan’a
Gözyaşlarım içime
Gök ağladı halime!
Ortak ettim rüyaları
Kimsesiz akşamlara
Dert kattı dertlerimin üstüne!
Hayallerim nerede
Kaldı her şey gecelerde,
Buzdan yorgan çekildi üzerime!
Yıl:07.02.2004
Saat.12.30—16.00
Kadıköy(parça parça yazıldı
F.B.merkezi)İst.
(Şa.E.Kekeç)
Yazıların tüm hakları site sahibi,Erol Kekeç'e aittir,bilgi alınmak kaydıyla,ticari amaçlı kullanılabilir.
12 Nisan 2009 Pazar
9 Nisan 2009 Perşembe
HASRETİN GÖLGESİNDE
Bebeklik zarını patlatarak
Hayata ilk adımlarımı atarken,
Kıbrıs savaşında buldum kendimi;
Yakınlarımızdan bazıları
Hasret çığlıkları arasında
Geride eşler ve çocuklar bırakarak
Vatan için yolculuk vardı savaşa
Ben o yıllarda,
Düşünen adam edasıyla,
Her şeyi takıyordum kafama
Takıyordum takmasına da,
Oyun olunca koşuyordum çamurlara
Beş yaşıma basmışım bu yıllarda
Hayatın yükü omuzlarımda,
Bazen oğlakların ardında
Yorulursam hayvan kovalarım
Ekin tarlalarında;
Gözüm daha yeni açılıyordu
Tanışmadığım bu koca hayata...
Sazlardan yapılmış karanlık evde
Az mı diz çöktüm babamın yanına
Üç beş dua öğrenmek için merakla;
Babam dürüst adamdı,
Kimseye boyun eğmezdi
Ekmeği için taşları delerdi;
Tabi bu ara 411 fiyat motorla
Taşları taşıyarak tarla çıkardığımız günleri
Anılar arasında hatırladıkça
Çocukluğumu silemiyorum hafızamda...
Benim babam dağ başında
Yalnız adam kaftanıyla
Yorulmamak için çıkmıştı yollara,
Geceleri sürek yapar
Gündüzleri hayatı anlatırdı bizlere,
O da iyi görememiş bu günleri
O görseydi beni bu halde şimdi
İnanamaz oğluna kahrolur giderdi;
Çocukken söz vermiştim
Onu incitmeyeceğime,
O incinmesin yattığı yerde...
Oğlum çok doğrusun ama
Yufka bir yüreğin var
Dikkatli ol bu acıma,
Acınacak hale getirmesin seni;
Diye öğütlerde bulunurken
İlkokul yoktu hayatımda,
Abartmıyorum,ben hayatın çocuğu,
Hayata yenilirken anladım bunu...
Er meydanı bu yenmekte yenilmekte var,
Yenilsemde yaşıyorum inadına herşeye,
Yaşarken yaşamadıklarıma yanıyorum!
Babamın nasihatlerine asılırken
Arada bir irdelesydim ya!
Oğlum karşındaki söyler dini gibi
Sende inanırsın imanın gibi,
Evet hep doğru söyledi babam
Biz inandık imanımız gibi,
Ama karşıdakinin bir çok dini vardı
Babam bunları bilemedi,
O aydınlıkta yaşamayı severdi
Bana da hep aydınlıları öğütledi
Çıkmadım babamın nasihatından dışarı
Aydınlık kladı içimin her yanı;
Bir ipte oynayan bu kadar cambazı
Bilemedi babam ama yanılmadı
Türlü türlü hali olan bu kadar varlığı
Düşünerek neden yaşamalıydı;
Demek biliyordu,
Paranoyak eylemin saçmalığını...
Benim babam mert adamdı
Civarda cömertliğini herkes bilirdi,
Uçan kuş bahçesine tünerdi
Kürt Kadir sepeti doldurur giderdi,
Davacılara hazırlanan çaylar
Benim elimden geçerdi,
Kuru ekmek yesekte
Yumurtlayan bir tavuk
Gelen misafire kesilirdi,
Tahtın üstü düğün yeriydi
Benim babam böyle biriydi
Düşmanlar barışır giderdi,
Her sözü Kanuni osmaniden derindi;
O da başkları için kendini yedi
Biz baba oğul kendimizi yaşamadık ki,
Kalktığımızda başkları
Yattığımızda başkları
Böyle gitti o güzelim yıllar...
Dönüp baktığımda geriye
Hey ahmak oğlu ahmak diyorum kendime,
Nedir bu sırtındaki heybe
Ne var sana ait heybenin içinde,
Sen taşıyorsun ama,
Başkaları koydu üstüne,
Dürüstlük dürüstlük diye diye
Ömrüm gelip dayandı kabire;
Babam bıraktı onu bana hediye
Kırmadım onu bu günlere geldim ezile ezile,
Oysa ben küçükken başladım düşünmeye
O gün karar verseydim büyümeye
Dürüst olmazdım inadına herşeye
Hayatımdaki yaşamadığım yılları görünce
Kahroluyorum kendi kendime,
Babam intaharı öğütlemiş bizlere
Dürüstlüğün bedeli buysa,
İstemiyorum onu alın sizlere
Başıma gelenlere göğüs gere gere
Sabrederek geldim bu günlere,
Kahrolası ahlaksızlığın gölgesinde
Dürürstlüğün postunu kim nede!
Yemin ediyorum herkese,
Kahbeliğin olduğu yerde
Kurt gibi saldırmazsam onların üstüne,
Utanç duyarım bu halime,
İnsan gibi davrananlar içinde
Sansar gibi davranırsam namerdim işte,
Bundan sonraki felsefem böyle biline
Yoksa hasret giderim kendi kendime!...
Yıl:10.01.2005
Saat:00.30-01.30
Yer:Çengelköy/İst
(Şa.E.KEKEÇ)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR
Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...
-
Denize su dökmek gibi Tok olana sofra kurmak; Gösterişin ateşinde Merhameti kül savurmak. Şatafatlı masalarda Nefisler doyurur kendin;...
-
Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...