Dediler ki:
"Onlar yiyeceğine biz yiyelim!"
Dedim ki:
Buyurun yiyin efendiler,
Yiyin de görün bakalım,
Mideyle vicdanın kavgasında
Hangisi galip çıkacak?
Yiyin;
Milletin nasibini,
Yetimin ekmeğini,
Fakirin umudunu,
Emeklinin ömrünü,
İşçinin alın terini...
Nasıl olsa sofranız geniş,
Çatalınız uzun,
İştahınız hudutsuz!
Lakin şaştığım şudur:
Bunca lokmayı yuttunuz da
Bir zerre insanlığı niçin yutamadınız?
Kimi makamıyla övünür,
Kimi servetiyle.
Sorsan hepsi memleket sevdalısıdır,
Ama memleket nedense
Sevildikçe biraz daha fakirleşir.
Ne garip zamanlara kaldık!
Hırsız kilidi beğenmiyor,
Yalancı aynaya kızıyor,
Hak yiyenler ise
Kendilerini fazilet timsali sanıyor.
Bir zamanlar utanmak vardı,
Şimdi utanana acıyorlar.
Bir zamanlar doğruluk vardı,
Şimdi doğrulara yol soruyorlar.
Asalet dedikleri şeyi de
Yanlış anlamışlar efendim.
Asalet;
Başkalarının payını kapmak değil,
Kendi payına razı olabilmektir.
Asalet;
Kalabalıklar önünde nutuk atmak değil,
Kimse görmezken de dürüst kalabilmektir.
Asalet;
Kürsüye çıkmak değil,
Vicdanın huzurunda ayakta durabilmektir.
Lakin bunlar,
Asaleti armada,
Şerefi etikette,
Haysiyeti kartvizitte aramışlar.
Buldukları ise
Koskoca bir boşluk olmuş.
Ey "Onlar yiyeceğine ben yiyeyim" diyenler!
Bir gün gelir,
Saltanat biter,
Masa dağılır,
Defter açılır.
O gün ne unvan konuşur,
Ne para,
Ne de alkış.
O gün yalnızca şu soru sorulur:
"Senin olmayanı neden aldın?"
İşte bütün mahkeme budur.
Ve bütün savunmaların sustuğu yerde
Bir yetimin ahı konuşur.
Ben ise
Kuru ekmeğin yanında kalırım,
Yeter ki içinde haram olmasın.
Çünkü insanın cebini dolduran çok şey vardır;
Ama insanın yüzünü ak eden
Yalnızca hak yememiş olmaktır.
Gerisi gürültüdür efendim...
Gerisi,
Tok midelerin aç vicdanlarından yükselen
Koca bir gürültü...
Erol Kekeç/19.06.2026/Sancaktepe/İST
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder