6 Kasım 2025 Perşembe

Sessiz Adımın Kılıcı

 


Ben geceyi bilirim.
Karanlık sandıkları yer,
ruhun kendi derinliğidir.
Orada ışık aranmaz;
ışık, insanın kendi özünden doğar.

Ben sessizliğin kapısını açtım.
Suyun hiç ses çıkarmadan
kayayı nasıl aşındırdığını gördüm.
Güç daima bağıramaz;
bazen güç, susarak yerini sabit tutmaktır.

Yolumu kesen gölgelere
hükmetmeye çalışmadım.
Çünkü gölge, ışığın varlığını
daha açık eder.

Ben gölgeden korkmadım.
Korku içime girmek istedi;
ben içime indikçe o eridi.
Kılıcı çekmedim;
kılıç zaten ben oldum.

Bir dağın yamacında yürür gibi yürüdüm
adımlarım ağırdı,
fakat niyetim keskin.
Suyun sabrını aldım,
kılıcın yönünü korudum...

Sular gibi yumuşadım
kimseyi kırmadan, geçerken.
Ama bilsinler:
Kalbimde bir nokta var
tüm fırtınalara emir veren.

Rüzgâr geldiğinde eğildim,
kırılmadım.
Dalgalar yükseldiğinde durdum,
yıkılmadım.
Çünkü ben kuvveti dışarıda aramadım;
içimde taşıdım.

Kimse anlamaz yürüyüşümü,
onlar yolu dışarıda sanır.
Oysa yol insanın içindedir.
Ve içte açılan kapı
yalnız cesura görünür.

Ben o kapıdan geçtim.
Adımım sessizdir—
ama yönüm keskindir.

Suyum şefkattir,
kılıcım hikmettir.
İkisi birleştiğinde
hakikat gövdesinden doğrulur.

Gün gelir
kalabalık sorar:

“Sen hangi yoldan geldin?”

Ben sadece tebessüm ederim.

Çünkü ben geldiğim yolu anlatmam—
benim yolum henüz adı konmamış olan yoldur.

Erol Kekeç/04.11.2025/Sancaktepe/İST

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...