31 Mart 2021 Çarşamba

YAKINLAR UZUYOR

Ayazlı bir gecede titreyen parmaklarımla,

Şiir yazmayacağım Mehtabın güzelliğine,

Kırgınlıklarım esir almış duygularımı,

Yürek param parça her yanda puşt zulası;

 

Karanlıkta bir karınca gibi içimde sözcükler,

O karanlık kuyudan çıkmıyor dışarı mısralar,

Bellek dolu dizgin geri dönüşüm işlemiyor,

Beyne format mı gerekli acaba nedir bu sisler;

 

Anneye hasret çocuk gibi içim içimde perişan,

Bir üşüme sardı buzullar mı yüreğimde yatan,

Gök gürleme
z gelen şimşekler beni yakan,

Gök yağmur olsa üstüme nasıl diner bu can;

 

Harami deresinde kırdılar bu gönül kafesimi,

Verdiğim her nefeste bir gönül gitti dönmez geri,

Sırtımda dost yarası göğsümde düşman namlusu,

Yakınlar uzuyor sevgilim dön dinsin bu gönül ağrısı;

Erol KEKEÇ/31.03.2021/23.46


30 Mart 2021 Salı

İÇİMDE GURBETİM

 

 Dalma gözlerim Gökler derindir,

Ayrılık vakti gelmiş hesap çetindir;

Anılarda sözlerim söyler giderim,

Bakışlarım keskin acılar meskenim;

 

Bu alemde duman çöktü üstüme,

Lal oldum kelimeler gelmiyor dilime;

Gün doğmadan çiğ düştü yollarıma,

Karanlık indi gün batmadan Göklerime;

 

Ayaklarım durma giden ömürdendir,

Ellerim tutmuyor acılar iliğimdendir;

Yasaklı haritada bir yer beğendim,

Koordinatlar silinmiş mayınlar döşeğim;

 

Zilletten kaçtım yalnızlar ülkesinde kralım,

Kim kimse aramam ben söyler ben ağlarım,

Gurbette yoruldum anayurda hasır atarım,

Gurbet içimde anayurdumda gurbetteyim;

Erol KEKEÇ/30.03.2021/23.16


29 Mart 2021 Pazartesi

KEFO’NUN KIZI

 


Yağmur altında sakom ıslandı,

Bir hanek için yollarda eridim,

Süllüme oturdum tağaya karşı,

Kızlar boy boy pınara gidor,

Ömrümde görmedim böyle güzeli,

Turna gibi süzülor bir inor bir kalkor,

Ahmet emmi beni izlormuş,

Ödüm ağzıma dayanor ayaklarım titror,

Yorum gelmor ki mahsere günleri,

Zeytinlikte attun için meşlahı kaldırak,

Hey Ahmet emmi neden beni izlong,

Heç genç olmadıng mı yorum,

Anam da istor güzel birini bulam,

Ama o baht nerde ben de yorum,

Bu süllüm benim derdimi alor gidor,

Gah eğlenorum gah ölorum;

İçim içime sığmor,

Askerden önce kefonung kızı,

Ömrümden ömür çalarak Halebe gelin gidor,

O gündür bugündür gözüm yollara bakor,

Sankim tiyeğin dibinden bir yılan beni sokor,

Bu acılarımı unutup bir kız ararken,

Ahmet emmi gelmiş içime dert sokor,

Yorum Kilisin havuşları seki seki,

Gönlümü kim yedi hepsi efilli,

Gelorum gidorum bu sokaklar beni yedi,

Kafama göre bulamadım birini,

Acep geri döner mi Halep’ten kefonun kızı;

Erol KEKEÇ/29.03.2021/23.01

28 Mart 2021 Pazar

UFKUMUN GÖĞÜ


Gecenin mahmurluğu sarmaladı sinemi,
Bir duman çıkıyor gecenin karanlığına karışan,
Yağız atlar sırtında uçtuğum bir bahar hayallerim,
Dalgalar arasında nefes tüketen ömrüm pek yorgun,
Alnımda bulgur gibi ter taneleri biri düşüp biri doğarken,
Yalnızlık şarkılarım döküldü dilimden bilinmezliklerime,
Sevdam ile aşkımı katarak yoğurdum yaşadığım hayatı,
Günlere aldırmadan aldığım nefesim katık oldu geceme,
Gündüzler su başında kucak açıyor dermansız kollarıma,
Garip hanem ışığı süzüyor kararan gecenin içinde,
Bir gök kuşağı belirmiş ufkumun göğünde yeşil ve mavi,
Kırmızı nöbet değişiminde beyaza bırakmış nöbet yerini,
Gönlüm harmanladı hayatı savrulan ben mi benliğim mi,
Gitmekle kalmak arasında ince bir çizgide endişeli gözlerle,
Sunulan bir zaman vardı savruldu gitti bak ne var elimde,
Ey ben! Ben oldum başka sokaklarda dolaşan hangi ben,
Damarlarımdan öyle güzel ve sıcak bir kan akışı var ki,
Boşa geçirdiğim yaşama isyan ederek içimi kamçılarken,
Deli deli içimden sımsıcak kelimeler boşandı susarak,
Suskunluklarıma mersiye değil haykırışlarıma naat yazacak,
Ey deli gönlüm uyan! Suskun kelimeler sıcak kanla yaşayacak,
Ferman yazıldı bahtın kazındı suskunlukların seni boğacak!
Erol KEKEÇ/27.03.2021/23.55

26 Mart 2021 Cuma

BUĞULU GÖZLER

     Akıl okyanusundan gönül ırmağına kulaçlarım,

Her istasyona uğrasamda gönül istasyonu durağım,
Kıblesi olmayan pervanelerden hep uzaktayım,
Yürek işçisi bir emektar ancak yoklar yüreğimi,

Buğulu gözler üşüyen ellerle yelken açtım karayele,
Kapitalizmin fosseptiğinde tane seçen fosillerle,
Yarı yolda ayrıldım varmadan önce kavşaklara,
Her adımda umut topladım çaldırmadan yüreğimi,

Hamdım yanan İbrahim misali fırlatıldım ateşlere,
Ben yanarken yüreğim büyüdü olgunlaştı yağlarımla,
İsyan çadırından nöbetçi bir kurşun salladı sırtıma,
Ey yaradanım sana geldim kalbim avuçlarımda benim;
Erol KEKEÇ/26.03.2021/23.34
Bir ağaç ve doğa görseli olabilir

25 Mart 2021 Perşembe

ŞAHA KALKAR MISRALARIM

Zamanı geldi mi soyunmanın,
Dallarını kuşatan ağacın kardan,
Yılanların derisindeki kabuklardan,
Şehla bakışlı aşkımın kuruyan gözyaşından,
Zamanı geldi mi yâre kavuşmamızın,
Ağzından nefesiyle ellerini ısıtan çocuğun,
Şehidinin tabutuna hıçkırarak sarılan gelinin,
Yüreği nasır tutan sıcak soluklu ananın,
Yolları gözlemekten geceyi gündüzü karıştıran,
Gözyaşını içine bırakıp yüreğiyle ağlayan,
Babalar devrildi asırlık çınar gibi yolda yürürken,
Zamanı geldi mi gözyaşlarını silmenin,
İnceden inceye sundurmadan başucuma sızan,
Berdilerden şıpır şıpır her yağmurda içime yağan,
Dumanlı gökyüzünde yas tutan evi sayıklayan,
Yetim çocukların ağıtlı türkülerine geçit vermeyen,
Dağ gibi yiğitlere kavuşacağımız gün ne zaman;
Zamanı geldi mi Evrenin sessizliğine haykırmanın,
Gecenin mahmurluğunda yürek dağlayan acının,
Tırnaktan tepeye harama batmış hancı ve hacının,
Bacasız fabrikada sermayesi bedeni olan bacının,
Sömürülmeyi kaderim diye boyun büken emekçinin,
Günün batımını iple çekip alacaklıdan kaçan bohçacının,
Çatal göğsünde süt damarları çekilmiş Leyla ve Hace’nin
Kaleminde mürekkebi kurumuş duyguları ölmüş Arif’in
Korkak ve ürkek gezen tavşanların yoncaya bırakılmasının
Zamanı gelmedi mi?
Haykırışlarım hazır kıta beynimde turlarken,
Bugün bir başkadır içimin sızısı,
İhanet durağında bekleyen her treni,
Makasları değiştirdim,
Muhabbet istasyonunda bekleyeceğim ki,
Muhabbeti olmayan yolcularla
Bu tünelden çıkamayacağımız belli,
Haykırıyorum işte şimdi
Hem de öyle haykırıyorum ki,
Dağ taş yer ve gök bu feryadı işitmeli,
Feryadım dilidir zamanın,
Ağlasa bir insan,
Bir okyanus gibi şaha kalkar mısralarım!
Erol KEKEÇ/25.03.2021/23.18
Bir gökyüzü, okyanus ve doğa görseli olabilir

 

 

24 Mart 2021 Çarşamba

MEHTAPTA YÜREĞİMİ DEMLEDİM

Mevla’mın yazdıklarına boynum kıldan incedir,
Kuldan olursa acı bakışlarım kılıçtan keskindir,
Her adımda kahırlarımı aktardım toprağa,
İçimde demlediğim acılarımı savurdum rüzgarla,
Be hey gönlümün avlusunda kalan öfkelerim,
Elek eyledim yüreğimi kevgire döndü hayallerim,
Ondanmış bundanmış ne fark eder acı ise gelen,
Günler peşimde yorulmuşluklarım benden ilerde,
İhanet kurşunları köpek gibi iz sürdü gölgemde,
Çakallar ilinden geçerken bir karartı çöktü gözüme,
Sırtlanlar sürü halinde beni kestirmişler gözüne,
Yananım yoktur bilirim ama reva mı gelenler üstüme,
İninden boz bir yılan çıkmış zehrini serpiyor yüzüme,
Kaybolan benmişim minarelerden anons geçiliyor şimdi,
Ben beni bildim bileli alamadı kimse benden beni,
Yanlış yazılar girilmiş belediyenin reklam panolarına,
Hiçbir numaram olmadı adam gibi adam olmak dışında,
Gönlümün ezgilerini besteledim dilim çözüldüğünde,
Kirpiklerim mızrap oldu kırık sazımın teline,
Zaman aldıklarını geri vermeyince,
Yanık türkülerimi dağlara söyledim yankılandı vadilerde,
Dilberlere gönlü kırık mehtapta yüreğimi demlerken,
Gecenin zifiri karanlığında asamı dayanak kıldım umutlarıma,
İstemiyorum kimseyi ikiye ayrılan yolun kavşak noktasında,
Bir ip çekildi fecir vakti gökyüzünden gideceğim yere,
Gözlerim çakmak çakmak sigara dumanlarıyla karardı,
Bir ben vardım sırrımı bilen rabbimden gayri,
Neden ve kim savurdu bunca dumanı şafak vakti,
Şafaktan evvel çıkmıştım bu yola şimdi vakit sabah vakti,
Çırpınmasın dünya âlem kararım kati dönmem yolumdan billahi!
Erol KEKEÇ/24.03.2021/22.40
Bir alacakaranlık, dağ, doğa ve gökyüzü görseli olabilir

23 Mart 2021 Salı

YAŞAMA GİRİZGAH

Bir ömür tükettim,
Aşk değirmeninin içinde,
Buğday gibi öğütüldüm,
Yerle Gök kubbe arasında
Zaman en büyük sermaye,
Heba oldu acemi tacirler elinde,
Durdurun dünyayı diyen Gencebay,
Durduramadığı değirmenin içinde
Hava kapkara bulutlar tünemiş,
Semanın koynunda umutlar beklemede,
Ey zaman seni şahit tuttum,
Her giden ömrümün bir gününe,
Bağışladım tüm hücrelerimi,
Ağında sıkışan tırtılın aşkına,
Kelebekler uçunca dönerim,
Bulutlar karışmış semanın maviliğine,
Bir hayaldi tüm kurduğum düşler,
Hakikatler ilmik ilmik yüreğime işler,
Karşıki dağdan bir ejderha iner,
Zemherinin soğuğunda hücrelerim gevşer,
Sen ve ben diye ayırdım elimdekini,
Ne sen kaldı ne ben boşaldı elimin içi,
Yalvarmak yakarmak nafile,
Çırpınıyorum getiremiyorum geçen günleri,
Ömrümün baharında sevmiştim seni,
Mevsim güz sararmış yaprak gibi,
Çöpler arasında şimdiki yerimi,
Anlamadım nasıl ve ne zaman seçtiğimi,
Tüm umutlarım kıyılarda kaldı,
Kaldırımlar beni benden çaldı,
Örtecekler şimdi üzerime,
Buzdan örülmüş yorganı;
Kim bilir belki yaşamadı,
Ama yaşamaya aday biri,
Olarak gitti buralardan,
Acaba derler mi ki!
Erol KEKEÇ/23.03.2021/15.18
Bir doğa, ağaç ve dağ görseli olabilir

22 Mart 2021 Pazartesi

YALNIZLAR ÜLKESİNİN KRALI

Yamaç paraşütünden yere çakılmış gibiyim,
Üzerime devrilmiş gibi o koca dağlar,
Bastığım yer kaynamış denizler sanki
Gök tüm ihtişamıyla ikiye ayrılmış,
Sofra gibi dürülmüş Güneş,
Ay yalnızlıktan yorulmuş,
Mevsimler uyuya kalmış,
Geceler göz yaşı dökerken,
Bir şaheser gündüzler,
Zorlanmış doğumda kadın,
Yağmalanmış dünyayı sayıklarken çocuk,
Yana düştü ellerim gözlüğüm paramparça,
Yıldızlar altında yeminim vardı Allah’a,
Bu can bu bedende durdukça,
Aldığım tüm nefes senin adına,
Mil sokulsa gözlerime,
Atış poligonu olsa alnım,
Mücadelem var oldukça çıkmasın nefesim,
Gelen geçsin giden gelsin sabırdır isteğim,
Yalnızlar ülkesinin tek kıralı ben miyim,
Yurda dadanmışsa fareler,
Ambarda delinmiş çuvallar bekler,
Fillerle çıktım yola,
İnsanoğluna çoktan ettim veda,
Sorarsa Timur Vallahi filler lazım bizim köye,
Billahi çok memnun herkes halinden,
Öyle memnunlar ki uyuyamıyorlar zevkten,
Bela isterseniz kuşatılırsınız her yerden,
Böyle saça böyle tarak boşa dememiş diyen,
Böcek olunca sen filler tepeler geçer üzerinden,
Düşerken aldığım yaraların acısı sürerken,
Acılar memleketinde acı dolu testiye girmişim ben,
Oy Havar! yangınlar içindeyim,
Her yanım kan revan,
Üstüme gelme zaman,
Kahrımdan kıvılcımlar çıkar beynimden,
Aniden bir kuş olup uçarsa bu can,
Çok yakın o zaman,
Ne gecesi belli ne gündüzü,
Sen sen ol idrak et bunları,
Adli İlahi yakalarsa seni,
Olmayacak dönüşün hem vallahi hem billahi,
Nedir bu fesat kuşattı yeryüzünü ifsat selleri;
Akşamdan evvel diril karşıla şafağı sevinçli,
Bakarsın o zaman Güneş yeniden açılır,
Saçar evrene tüm güzelliklerini;
Erol KEKEÇ/22.03.2021/21.38
Bir bulut görseli olabilir

GÖZYAŞI ANAMDAN KALAN

 

GÖZYAŞI ANAMDAN KALAN


Fırtınalar kesti yolumu,
Sevincimi rüzgâra yükledim,
Zirvesine konakladım umudun,
Aşındırmadan geçtim denizleri,
Yürek coğrafyam acılar dolu,
Papatya gibi saydım geceleri
Gem vurmadım atımın ağzına,
Sevdamı taşıdım doruklara,
Ferman Padişahın dudaklarında,
Dansım bulutlar güzergahında,
Turnalar kanat çırpar ellerime,
Ulandım kafileye giderim uzaklara,
Gözetleme kulübesinde kesin nişancı,
Parmakları donmuş tetikte,
Arılar kovanda uğuldarken,
Nehir gibi akar dilim,
Karışık denklemler kurulmuş,
Yanı başımda durur celladım,
Gardiyanlar sabırsızlık içinde
Elime vurulacak kelepçenin peşinde,
Yuvası tarumar kuş gibi yüreğim,
Isırganlar ısırır her yanımı,
Bir köstebek gözlerime dikilmiş,
Gelecek emrin derdinde hazırolda,
Karardı gök bulutlar paramparça,
Anam bir mendil yollamış,
Bebeklik resmim içinde saklı,
Gözlerim çakmak çakmak,
İki damla göz yaşı anamdan kalan
Aldırmadan devam eden bir göç,
Katar katar olmuş kervan,
Yollara dizilmiş fakir gariban,
Alnımda saklı ferman,
Yaşa Padişahım çok yaşa sen,
Bu yerler bana viran,
Hanemi sarmış her türlü çıyan,
Susmayan dilim bana düşman,
Göz yaşlarım toprağa armağan,
Geldi geçti ömür dediğin,
Sığmıyor karanlıklara bu küheylan,
Bulutların üzerinde yüreğim,
Tutsak olsa da fermana bedenim,
Yüreğim ruhumu arzularken,
Ferman dinler mi bu yürek,
Özgürce yaşadığı yere gidecek,
Sema açmış bağrını,
Kucağında yüreğimi büyütecek;
Erol KEKEÇ/22.03.2021/00.02

21 Mart 2021 Pazar

MASALIM MASAL

    Bir bilmecem var çocuklar acaba bunun adı nedir,

Kayış atmış patoz boşta döner irapta mahali var mıdır,
Çoban motorun başında şoför davarın arasında ne arar,
Suyun başına eşkıya oturmuş köyümüz susuzluktan çatlar,
Acaba muhtar kimin düğününde davulcuya para basar;
İçimde duran bir masalım var şimdi anlatayım mı çocuklar,
Kavaklarımız kurumuş keçiler mi yoksa eşek mi bunu yapar,
Yıkılan duvarlar bizim, acaba bahçemizi kim gel geç eyler,
Sakalar sakilerden ürkmüş söyler misiniz hangi gölette yüzer,
Masalın manaları yırtılmış içi boş acaba hangi kafaya yatar;
Âşık olmak ister misiniz çocuklar benim de bir sevdiğim var,
Aynalar kararsa da gördüğüm her duvarda onun adı var,
Yanmayan aşklar beyhude onun içinde maya ne arar,
Sersefil aşkı neyleyim yiğitlerin gönlünde bir aslan yatar,
Çakalların ininden aşka ayna tutanlar yalan dolan sahtekâr;
Şairlerin kuş dili ozanların saz teline şiir yazalım mı çocuklar,
Her yörenin bir dili var eşek fıkralarıyla kendisini betimler,
Leşin kıymetini kargalardan başka kimler bilir ve bekler,
Okuduğunuz her mısrada içinize üfleyen yüreğimden ezgiler,
Bir garip kalemim ben derbeder yüreğim her an acı çeker,
Derbeder viran olmuş bu yürek söyler misiniz içinde ne gizler;
Erol KEKEÇ/21.03.2021/00.21
Bir hayvan ve açık hava görseli olabilir

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...