23 Aralık 2008 Salı

GARİB BİR YOLCU

Garip bir yolcuyum,
Hanların hepsini gördüm
Divane âşıklar gibi
Hem çalıp hem söyledim!
Garip bir yolcuyum
Yollar arşınlamak adım
Gece gündüz demeden
Hem durdum hem yol aldım…
Garip bir yolcuyum
Âdemle bu yola başladım
Kızgın kumlarda Mecnun gibi
Leylamı aradım Mevlamı buldum!
Garip bir yolcuyum
Çocuk gibi hep oyunlarım
Ayaklarım koştu ben yoruldum
Neyleyim işte gidiyorum;
Garip bir yolcuyum
Çatışmaya Kabille başladım
Yanar yanar kaderime ağlarım
Nedem, yollar benim kaderim!
Garip bir yolcuyum
Hani benim aşkım,
Yoksa aşkım sevdamı kurşunlarım
Sevdasız bu yaşamı ben ne yaparım!
Garip bir yolcuyum
Hilalle güler umutlarım
Güneşle patlar goncalarım
Bir yağmurla açar yanaklarım,
Garip bir yolcuyum
İnsanlıktır mektebim
Akılla başlar felsefeyle uçarım
Gümrah saçımla rüzgârda coşarım!
Garip bir yolcuyum
Dağa taşa doymaz hayranlığım
İnsan görünce durmaz kaçarım
Yolcuyum işte sizi ne yapayım,
Garip bir yolcuyum
Toprakla karılmış hamurum
Sahneler kara beyaza konarım
Kelebek gibi hafif arı gibi kansızım
Ne yapam buraları ben oralıyım!
Garip bir yolcuyum
Nehir nehir aktı kanlarım
Sabırla kayaları deler akarım
Burada yok orada kaynağım!
Garip bir yolcuyum
Söylemem Behlül gibi analarım
Yüreğime ateş dağlarım
Burası değil yerim yurdum
Nedem sizleri yanar yanar ağlarım
Gözyaşımla nehir olup çağlarım!
Garip bir yolcuyum
İşte geldim gidiyorum
Rüzgârda savruldu küllerim
Oraya yanar yüreğim
Sevgilimin ateşiyle tel tel eridim
Ben seni çok özledim,
İndir rahmetini ey sevdiğim!
Ben seni çok özledim
Kavuşmak için gün gün eridim
Ben seni çok özledim!
Yıl:03.01.2005
Saat:19.40--20.05
Kuzguncuk/İst.
(Şa. E.Kekeç)

18 Aralık 2008 Perşembe

YALNIZLIK TÜRKÜSÜ

Yoruldum Allah’ım çok yoruldum
Bu dünya zindan oldu boğulup kaldım
Bir yaprak gibi sarardım soldum
Dermansız ayaklarım kalkmıyor kolum
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Anlaşılmaz çileler nedir bu halim
Susamış dudaklarım görmüyor gözlerim
Yaban ellerde yalnız bir divaneyim
İndir Rahmetini sen Kerimsin Kerim
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Ne yapıp nerelere gideyim
Her adımda karşıma çıkan kaderim
Bağrıma ateş bağlayıp eridim
Herkes gülerken nedir bu kederim
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Adım adım çalmadık kapı koymadım
Gece gündüz kaldırımları saydım
Uçan kuştan bir haber yokladım
Bu halimi senden başka kime açayım
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Kahrımdan tırnaklarımla yeri kazdım
Ahmaklar içinde dilime düğüm çaldım
Nedem ki gülsün bu talihsiz kaderim
Yuvamdaki bu baykuşu nere savayım
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Yoruldum Allah’ım çok yoruldum
Yerden göğe tüm sana dualarım
Yusuf gibi kuyudur zindanım
İçin için Yakup gibi ağlarım
Yağmurdan sonra Güneşe nede muhtacım
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Kurudu beynim yanmıyor kalbim
Deve dikeni gibi yerlere serildim
Hayvanları bu kullara tercih ederim
Allah’ım bunlar mı yüce dediklerin
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Karanlıkları taşımaz oldu umudum
Sevdasız yaprak gibi kurudum
Canıma can kattı yavrularım
Onlar değil, sende benim umudum
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Yoruldu Allah’ım çok yoruldu bedenim
Rahmetini anlamak için kuşdili öğrendim
Yalnız koyma beni Süleyman’ı beklerim
Karınca gibi uyanık ve diri nöbetim
Ey sevgili! Hudhuttan iyi haber beklerim,
Ezildim Allah’ım çok ezildim
Senin rahmetini çok özledim
Rahmetine susamış bir garip neferim
Nedir Allah’ım bu çileli halim…
Yalnızım Allah’ım çok yalnızım!
Yıl:04.01.2005
Saat:19.40—20.15
Kuzguncuk/İst.
Şa.E.Kekeç

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...