29 Ocak 2011 Cumartesi

KIRLARDA SENİNLE

Eğer bir sabah
Güneş doğmadan
Uyanırsak,
Bil ki o gün
Mutluluğumuzun
Sonu olmayacak;
Gün doğumunda
Tutunduk el ele,
Koşar adımlarla
Koyulduk kırlara
Hasreti verdik yele
Güneşle başladık
Güne...
Bir kelebek kondu
Tam göğsüne,
Sen bana
Ne anlaşılır
Bundan dediğinde,
Uzaklaştım bir anda
Kırlarda seninle
Söyleyecek daha çok,
Şarkımız var diye!
Boynu bükük gelincik
Bir türlü çıkamıyordu,
Tırtılın kurduğu ağdan!
Ezmemek için
Dakikada bir sıçrıyordun,
Her dokunuşta
Bende uçuyordum,
Islak çimenlerde
Kösele ayakkabımla,
Yürümekte zorlanıyordum
Yeniden verdik el ele
Bakıştık göz göze
Lastik gibi çektik
Birbirimizi,
Ters istikamete
Kaydı ayaklarım
Düştüğümde yere,
Bayıldım bakışlarından,
Hatırladın mı?
Senin bir öpüşünle
Yeniden ayıldığımı!...

Yıl:08.01.2004
Saat:10.35-10.45
Kadıköy/İst.
EROL KEKEÇ

BU ŞEHİR

Bu şehirden yar olmaz,
Girilmez her gönüle biraz
Taht kurmuş yüreğime bir kurnaz,
Parçalansa bedeni bir damla aşk sızmaz;

Kararlıyım uzun yola çıkmaya
Gardiyanlar takıldı peşime,
Her sokakta bir nöbetçi beklese
Hüküm giydim,kalamam artık seninle!

Kış yaz demeden avundun benimle,
Takıldı uçurtmam bahçenizdeki tellere
Nazarın umudumu bıraktı ellere
Çıktım yüreğinden dönmem geriye...

Bizim yolculuk gönülden gönüle
İncitmeden akar sevdamız inceden inceye
Kaynağından gelen sevgi,taşır umudu yüreğimize,
Bizim şehrimiz sevgi,tüm gardiyanlar bu şehre...

Yıl:07.01.2004
Saat:15.10-15.57
Kadıköy/İst.
EROL KEKEÇ

SEVGİLİMİN DİLİYLE

Ben bu alemden
Göçersem,
Olurya!
Sevdiğimle karşılaşmadan önce,
Durdu kaldı
Yorulduğunda keni ayaklarında,
Anlatacakları
Düğümlendi boğazında
Yapayalnız
Bir kalabalık ortasında
Susturuldu,
Ama yanarak geçti buradan,
Dönmemek üzere,
Gitti aramızdan;
Aydınlığa özlem duyan,
Bir babanın
Solmayacak,
Bir fidanı olarak
Göçüyorum ben,
Derdi!
Aleme tuğyana,
Kahrından...
Hani ya!
Sorarlarsa beni
Böyle anlatırsın
Kendi dilinden...
Yıl:15.12.1999
Saat:23.30-23.45
Elazığ
EROL KEKEÇ

28 Ocak 2011 Cuma

MELANKOLİ

Melankoli nöbetlerindeyim yine,
Yıldızlar kararıp döküldü,
Gün ortası elimde kalem
Güneşten bir eser yok gibi;
Hani o dostlar birer birer gitti
Ana bacı kardaş,
Arkadaş,dost yoldaş
pusu kurmuş eşkiya gibi
Mevziye çoktan konmuş...
Melakoliyim dedim ya,
Kimse sormasın bana
Olduğum gibi yazıyorum okusana;
Nedir her köşe başı
Bir otobüs durağı,
Bu şehirde otobüsler
Hala ulaşımda mı
Oysa transit geçtim bu durakları
Bana değişim olduğunu söylemişlerdi
Yoksa değişmeyen sadece ben mi!
Melankoliyim işte,
Var mı derdimin çaresi
Bakın doğada benim gibi
Karanlık kapladı her yerini
Ama sabah uyanır dilber gibi,
Melankoli değilse ne peki....
Yıl:13.04.2007
Saat:12.45-13.00
Çengelköy/İst.
EROL KEKEÇ

BİR DAMLA SU!

Dünü gömdüm derinlere,
Bugünü sorun bana
Yarın kimbilir nerede,
Düne ahlar çekip
Yarınlarda yaşayanlara
Takıldıkça her adımda
Bugüne mersiye yamamak
Elde mi dökülüp geliyor işte!
Güne çıktığımda ne varsa,
Selam ediyorum hepsine
Onlardan biriyim bende;
Hesap ediyorum kendi kendime
Düğümleniyorum bugüne,
Yarınları kovalıyorum gözümde,
Değil mi içler acısı
İnsan olmak nerde kaldı peki,
Onurlu haysiyetli yaşamı
Kurabilir miyim bu halime;
Çatışmalarla dolu bu yüreği
Dindirmiyor hiçbir görünürdeki,
Sırılsıklam rahmet eli
Islatırsa tüm bedenimi
O zaman belki o zaman,
Sakinleşir bu doyumsuz bedevi;
Bu günün anısına aldım kalemi
İçimdeki kelimelerin hepsi,
Savrulup gitti bir yaprak gibi!
Kelimeler terkedince beni
Ben ne söyleyebilirim ki,
Bir damla suyum sizin gibi,
Bazen sel olur çoşarım
Çoğu zaman da aşındırırım yerimi!
Yıl:10.02.2006
Saat:22.00-22.15
Çengelköy/İst.
EROL KEKEÇ

21 Ocak 2011 Cuma

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ!!!

Bir varmış bir yokmuş,
Eski zaman içinde
Kalbur saman içinde,
Develer tellal iken
Eşekler hamal iken
Pireler berber iken,
Cinler cirit oynar iken
Ben dedemin beşiğini
Tıngır mıngır sallar iken,
Burdan vurduk kılıcı
Mısırdan çıktı bir ucu
Atmışaltı halle
Firik pirinci
Yedik içtik
karnımız doymadı
Yüzümüz gülmedi;
Altı ay gece
Altı ay gündüz
Yol gittik
Bir arkamıza baktık ki,
Bir arpa boyu yol gitmişik;
Masal olup masallarda olmayan
Bir dağın yamacında durduk
Durduk durmasına da
Bir de baktık ki,
Karşımızda yan gelip yatmış
Korkusuz bir aslan
Gözleri yıldır yıldır,
Uzaktan bizleri gözlüyor;
Hiç böyle görmemiştik aslanı
Çaktırmadan okuyalım dedik
Alnında yazılanları
Grubumuzdan biri,
Hemen öne atıldı
Ben hayvanların dilinden iyi anlarım,
Yıllarca avcılık yaptım dağlarda
Aldırmayın onun yatmasına
Dalsa avlar etrafına
Vakitsiz kükremez boşuboşuna
İnde yavrusu dermansız kalsa,
Uğramaz çakalların sofrasına,
Yanlışlıkla kartal düşse pençesine
Rüzgarıyla yollar gökyüzüne...
Bizim gibi zavallı sürülere
Birşeyler anlatıyor galiba
Sırtımızdaki yükleri görünce,
Acıyarak bakıyor yüzümüze
Onun dilini tercüme edeyim sizlere:
Hey ahmak oğlu ahmaklar!
Ben de özenirdim sizin gibilere
Neden insan olmadım diye,
Kafamı az mı vurdum,
Derelere tepelere
Günlerce kanlarım aktı derelere;
Boşunaymış yerinmem desene
Nedir sırtınızdakiler böyle,
Hiç yiyecek yok mu sizin elde?
Takatsiz gelip düşmüşsünüz önüme,
Yerimden kalkarsam namerdim işte
Aslanın şerefi denk mi sizlere,
Çabuk gidin geldiğiniz yere
Yoksa bir anda pençem iner üstünüze,
Sizinle uğraşmak yakışmaz benim gibilere,
Yaradanın rızkı gelir önüme
Ben de alır götürürüm inime
Oynaya söyleye götürürüz
Yavrularımla birlikte,
Böyle kuruldu kainattaki denge,
Yaratıp hedefi gösteren rabbe
Ne kadar şükretsem yerinde
İyi ki yaşatmadı beni sırtımda yükle,
O yükün altında inleye inleye
Saldırırdım gözümü kırpmadan herkese,
Yığdıkça yığardım dağlara tepelere
Sonra çakalları dikerdim nöbete
Yaşamak dert olurdu içime
O zaman ne zevk kalırdı dilimde
Manyakça sürünürdüm işte böyle,
Dağlarda onurlu kral olmak yerine
Sizin gibi köstebek olurdum elbette
Yazıklar olsun ademin nesline,
Atanız demedi mi?
Nefsimize zulmettik diye
Doyumsuzluktan inmedi mi cennetten yere,
Ders alsaydınız ondan bir kere
Görürmüydüm sizi bu halde,
Yazıklar olsun size yazıklar!!
Selamımı söyleyin gittiğiniz yere
Görünmesinler bizim gözümüze,
Alın şu mektubu okuyun herkese
Akıllı olduğunuzu söyledi Allah bize,
Akıl varsa sizin gibilerde
Adalet olurdu yaşadınız yerde,
Bir bakın düşünürsünüz belki,
Benim kral olduğum ülkeye
Bir av gelse sınırlarım içine
Kurda kuşa dağıtılır herkese,
Siz gelip nifak ekiyorsunuz içimize
Sizinle bozuldu kainattaki denge
Şu iyice beyninize kaydedile,
Terazinin bir kefesi ayrılmış bize
O kefeye dikkat edilmezse,
Birlikte gideriz gideceğimiz yere,
Dağların kralı böyle buyurdu size
Bu fermanı okumazsanız tüm cinslerinize,
Unutmayın ki,iki pençem peşinizde...
Uğurlar ola gidin güle güle,
Rahatımı bozmayın ısınıyorum güneşte
Vakti gelince çıkarım av etmeye...
Grubumuzdaki kişi ne de anlarmış
Aslanın yiğitçe dediklerini
Masallara konu olmayan
Bu hakikatı sizlere anlatmakta
bizlere kaldı,
Masalımızda burada noktalandı....
YIL:08.02.2005
Saat:01.30-02.40
ÇENGELKÖY/İST
EROL KEKEÇ

SEN OLSAN!!!

Cansız canda,
Kan olsan
Kalpsiz bedende
Har olsan
Umutsuz yürekte
Duman olsan,
Dönüpte bakarsam
Yalan olam...

Kuruyan dalda
Filiz olsan,
Köhnemiş yıllarda
Zaman olsan
Bulutlardan boşanan
Yağmur olsan,
Ahlar çekip ağlarsam
Tırnaklarımla yeri kazam...

Viran olmuş bağda
Bağban olsan,
Çöllerde su dağıtan
Saki olsan,
İbrahim'in yüreğine
Serinlik salsan,
Yalnızlığı koynuma alırım
Bağrıma ateş dağlarım...

Yıl:23.03.2010
Saat:10.00-10.25
Çınar-TM-B:10
EROL KEKEÇ
BAŞAKŞEHİR/İST

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...