30 Mart 2008 Pazar

GÖZÜMDEKİ IŞIKLA

Safa Merve arası yerim
Merveye yüreğimi verdim
Deryada uçar bazen görünürüm
Baharda şahlanır coşarım
Gönlümden gelen o ezgim,
Besteler ellerim söyler yüreğim!
Sıcak kumlarda gezdim
Mervede ferahlayıp serinledim
Kendiliğinden döküldü bu ezgim
Deryada martı gibi uçtu yüreğim
Baharda aktı göz yaşlarım
Bu benim bahtıma yazılan ezgim...
Tane tane döküldü yapraklarım,
Eskimiş sevdaları ben neylerim
Hoplatır yüreğimi yeni ezgim
Kalk bari yare gidelim,
Derya çıldırsada ben geçerim
Aldırmaz fırtınalara o saf ezgim!
Deryada yürüdüm, mervede yüzdüm
Baharda kuruyup kışın filizlendim
Güzün canlandı, yazın döküldü ezgim
Anlayan yüreklere çizildi resmim
Hayal olsada bu benim sevdalarım
Loş karanlıkta döner ezgiye dudaklarım!..
Ezgiye ayrılmış yüreğimde bir yerim
Nedir bu bestelerden çektiklerim,
Deryada uçtu kayboldu hayallerim
Martıların kanadında bu ezgiyi gizledim
Viran olmuş beynim ve hayallerim,
Gözlerimdeki ışıkla bu ezgiyi besteledim....
..................
...............
..............
29.04.2004
(E.KEKEÇ)İST.

GEÇMİŞE DAİR

Ah ulan ah !
Kahbe dünyanın uşakları
Kaya gibi katı ruhlarınızı
Kütükte dirhem dirhem doğrasam
Gitmez Vallah'i yüreğimdeki acı
Ah ulan ah!
Getiremiyorum geçen yılları
Ömrüm elinizde buz gibi eridi
Sermayesi çalınan tacir gibi
Karıştırıyorum eski defterleri
Her sayfada ihanet izleri
Silgiler silmiyor bu lekeleri
Bir ömür daha yok ki
Yok sayam bu hüzün ve kederleri..
Ah ulan ah!
Şarap yapıp kanlarınızı,
Duble duble dağıtsam akşamları
Zevkle içip kuduranları
Almasa meyhanenin koltukları
Dindirmez Vallah'i yüreğimdeki acıları....
...................
................(.E.KEKEÇ)İST

DUNYA MALIN

Ölüm var gardaş ölüm,
Sanma ki alam benim
Ölüm var gardaş ölüm,
Gelipte hiç gitmeyen kim!
Ölüm var gardaş ölüm,
Soldu gölgede gülüm
Ölüm var gardaş ölüm,
Sustu ağzım ve dilim
ölüm var gardaş ölüm,
Bu evrende kral benim
Ölüm var gardaş ölüm,
Çürüdü benimde kemiklerim
Ölüm var gardaş ölüm,
Doymuyor kara toprağım
Ölüm var gardaş ölüm,
Nedeyim dünya malın!
Ölüm var gardaş ölüm,
Gitti adem ve Muhammedim
Ölüm var gardaş ölüm,
Rahman'dır benim tek sevgilim!
Ölüm var gardaş ölüm,
Dünü atıp bu günde kalayım
Ölüm var gardaş ölüm,
Kimseye kalmaz yerim!
Ölüm var gardaş ölüm,
Gençlik gitti sitemkarım
Ölüm var gardaş ölüm,
Büküldü bel tevbekarım!
Ölüm var gardaş ölüm,
Viran olmuş bedenim
Ölüm var gardaş ölüm,
Huzuru ala'da ben nederim!....
......................................
..............................
10.02.2004
(E.KEKEÇ) İSTANBUL

SORUMSUZCA

Güneş ışıklarını saldığında
Saçların dağıldı omuzlarında
Görülmez bu yırtıcı timsahta
İndirdin garibanları kursağına,
Baykuşlar tünedi gariplerin evinde
Kaldırım taşları ezildi senelerce,
Ağaçlar küskün dallar yerde
Sular bulanık akmıyor dere,
Çocuklar hırçın analar nede!
Köprü kuruldu iki tepede
Avrupa şenlik Asya komada
Ah İstanbul ah!sen ağlama...
Yollar dumanlı görünmez kara
Denizler durgun, dalgalar zıvanada
Bebekte bir villa kapıda levha
Emirganda hüzün,çocuklar yatakta
Ana kaynatır taşı sıcak kazanda
Baba ekmek derdinde sokakta
Gölgesine takılır bir katil peşinde
Saplar bıçağı ensesine indirir yere
Kaldırımlar sıcak yatak olur garibime
Ana kazan başında hala beklemede
Çocuklar ekmek gelecek diye sevinmekte,
Acılı bir ses var baykuş öter direkte
Babanın cesedi gelir sedyede
Al kan,şıpır şıpır damlar, dereye
Vahşi hayvanlar duramaz yerinde
Bir masum garip öldürüldü diye!
Ahu figan eder sahipsiz dere
Levhada asılı dikkat köpek var bu evde!
Köpek olmasa yaşar mı insan bu halde
İnsanın köpekleştiği çağda garibi kim nede...
Ah istanbul ah! sen ağlama
İki elin uzandı iki kıtaya,
Çocukluğundan beri omuzunda,
Taşıdın zibidileri sorumsuzca!..
...............
...............
08.06.2004
(E.KEKEÇ)İST.

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...