30 Nisan 2013 Salı

VAH EŞEK KAFAM!

Yılların sisi birikmiş alnıma,
Kırk yıl önce bir sapan taşına,
Pervasızca harcadım başımı, ahmakçasına
O günden sonra ne kaldı beyin dağarcığımda
Alnı buruşuk orkestra şefi gibi ayakta,
Koro başka alemde ben kendi havamda!...

Hep şef oldum kimse laf kondurmadı bana,
Bir sapan taşı daha gelseydi sol yanıma,
Belki dengede dururdu omzumdaki kafa,
Kafamı yastığa koyduğumda,daldım derin uykuya,
Ne koro var karşımda ne de cambazlar arkamda
Bir rüya ki yürüyorum köyümün çamur yollarında!...

Günler ayları,aylar yılları kovaladı ama ulaşamadı bana
Dört nala kalkan at gibi  çılgınlıklarım üstümde
Yalan dolan kahpe kurşunlar saplansa yüreğime,
Şef oldum şef,parmakla gösterildim gazinoda,
Beni benden çalanlar karşımda gülüyorlar yüzüme
Tüm karanlıkları çıkınlayıp gömleğime,gidiyorum bu gece köyüme!...

Asfalt yollarda yaya yürürken bakakaldım sürülen toprağa,
Sökülen otların burcu burcu kokusu geliyordu burnuma
Daldım gittim,benden habersiz savrulan kırk yılıma
Hangi dala kondu,kim bilir nerede gizlendi bir gönle
Kırık duygular arasında kaldıramaz oldum bu bedeni yine,
Anlatamadım şu eşek kafama,bu şehirden yar olmaz anlasana!...

Gün batmadan önce durmuşum bir kayanın üstüne,
O temiz bol oksijenli havayı doya doya çekiyorum içime,
O günlere yaptığım ihanetin bedelini peşin istiyorlar bu günlerde
Her sabah apar topar koşuyorum oksijen solumak için iki saatliğine
Bir sapan taşı yerine,belki üç taş gelseydi beynime
Tencereyi kaynatmak için üç taş olsaydı,hiç gelir miydim bu şehre!...

Nasıl geçti gençlik bilmiyorum ama,ihanetin bedeli bu her halde,
Hayat,tarla,bayır,yazı ve dikenler içinde geçer mi böyle,
Söylenerek gidip geldiğimiz o yollarda aldığım bir nefese,
Yemin ediyorum bu şehrin tümünü satarım o sadeliğe,
Çamur olsa da köyümün yolları,yüreğim temiz kalırdı yerinde,
Ey zaman! Kırk yılımı peşin aldın,ne verdin karşılığında elime!...

30.04.2013--15.40-16.30
Esenevler/İst
EROL KEKEÇ


26 Nisan 2013 Cuma

DEFTER DÜRÜLMEDEN!

Bu bulut kümeleri
Nasılda gidiyor 
Arkasında kalan
Tüm bitkiler,
Börtü böcek ne varsa
Birden amuda kalkıyor,
Ağaçlarda çiçekler
Çiçeklerde tomurcuklar
Gelin halayı gibi
Bir patlıyor bir açılıyor;
Doğada koşan ceylanlar
Ses sek oynar gibi
Engel tanımadan atlıyor,
Peşinde koşan çıtalar
Onu yakalamak için uçuyor
Doğadaki bu kanunu koyan
Yaratıcıya sual edilir mi
Neden hayat bu diye,
İşte yaşam akıp gidiyor
Hem de gerilerde kalan
Anılar bile bırakmadan,
Üç beş derken bir de son
Gelip çatıyor kaderine vurgun,
Alnından  bir kurşun çakıyor,
Kurtlar sofrasında
Masum bir ceylanın
Kemikleri paylaşılırken;
İşte bu doğa ve insan
Farkımız yok hepimiz perişan,
Güçlü olan kazanır,
Zayıf olan yok olmaya mahkumdur,
O zaman sormadan edemiyoruz işte
Peki bu nasıl adalettir,
Yaratanın şanına yakışmaz
Bunda mutlaka bir iş vardır,
Sorduk sual ettik hiçbir cevap yoktur,
Peki hayat nedir?
Yaratanın bu hikmetini 
Anlamadan yaşamak mıdır;
Heyhat!akıllı dediğimiz insan bu mudur?
Doğaya bakarak ibret almak,
Onun namusudur,
Namusunu bilmeyen,bu mahluk
Yaşamın ve ölümün imtihan olduğunu,
Zayıfları sindirmekten unutur,
Sen nasıl unuttuysan gayeni
Biz de bu gün unuttuk seni
Ey serseri,yorma boşuna kendini,
Bulutları rahmet,
Rüzgarı müjdeleyici olarak 
Gönderdiğimiz günleri,
Unutup,bir çıta gibi
Koştuğun günden beri
Senin defterin dürüldü,
Akletmeyen o sınıfa, kaydın girildi,
İşte yaşamın anlamı bu mu?
Diyordun ya,
Bu Rahman'nın adalet terazisi,
Şimdi tartacak kazanıp getirdiklerini
Korkma bu terzide hile yok ki,
Ne yaptıysan geçmişte,
Bu gün hepsi gelip önüne döküldü,
Onlar içinde güzellikleri istiyorsan,
Aklını kullanıp ibret alacaksın gücün varken!
Keşke keşke çırpınışları tüketmeden seni,
Bir an evvel hakikati gör ve tanı Rabbini!...
15.02.2013
11.45-12.10
Çengelköy/İST
EROL KEKEÇ









21 Nisan 2013 Pazar

DOĞUM GÜNÜM!




Bir akşam sefası günün sonunda,
Nereden bilirim doğduğumu on martta
Anam öyle der bende inanırım işte
O taşıdı dokuz ay beni karnında!...

Yine bir gün on martta edersem elveda
Şaşmam vallahi bir zerre buna da
Dokuz ay karında yaşatan çağırırsa katına
İtirazsız giderim ben de onun yanına!...

Her doğan gidecek oraya mutlaka
Ben baharın başında gelmişim dünyaya
Acır yaratıcı hayatın baharında canlıya
Merhameti boldur o,atmaz kara toprağa!...

Otuz dört yıl önce doğmuşum on martta,
Otuz dört yılı geçirdim kopkoyu karanlıklarda
Karanlıkları bir ışık deldi on  martta
Yaratıcı ihsanda bulundu otuz dört yıl sonra!...

Yeniden tomurcuklanıp filiz verdim on martta,
Savrulan yılları bıraktım karın altında,
Yaratıcının tüm ihsanı saklanmış bahara
Baharın on martında gelmişim dünyaya
Her kıştan sonra yeniden tomurcuklanmak umuduyla!...
10.03.2004
17.30-17.45
Kadıköy/İST
EROL KEKEÇ

20 Nisan 2013 Cumartesi

ŞAHA KALKIŞIDIR ULUSUN!

Korkma! patlamaz alnıma sıkılan kurşun,
Bin bir korumayı nasıl geçer bu kurşun
Bu korumaları delerse bırakın beni vursun,
Belki o gün şaha kalkışıdır ulusun!...

Bu günü yaşıyoruz artık tarihi unutun,
Geçmişte neler yaptık diye nedir bu kuruntun
Hayaller gerçek oldu suyu akıyor gökteki bulutun
bu vatan kanla sulandı akan suyu durdurun!...

Ovuşturma avucunu el ele bir tutunun
Vatan dedik vatan başka adı var mı bunun!
Kartallar yuva kurmuş yoktur senin tabutun,
Korkma patlamaz senin alnına sıkılan kurşun
Her karış toprağı geçmişte kanlarınla yoğurdun!...
18.04.2013
14.00-14.25
Yenisahra/İST
EROL KEKEÇ

19 Nisan 2013 Cuma


ACILAR YUVA KURDULAR!

Hey yar!içimde kaldı umutlar,
Bahar gelmiş yaz gelmiş ne var
Kırlangıçlar gökyüzünde halay çekiyorlar,
Oy yar! umuttan başka avucumda ne var!

Sevdiğim yar!dallarımı kırdı bu çıyanlar,
Kırılan dallarımda tomurcuklar soldular,
Kararan yaşamımı alabora etti dalgalar,
Oy yar! kıyıya vursa bedenim  yüzüme kim bakar!...

Kurban olam yar! kıvılcımlanan gök ateş saçar
Ateşim yükseldi,beynimden fışkıracak dumanlar
Temmuzun harında  etrafım yılan kaynar,
Oy yar!mersiye okuma sonra huzurum kaçar!...

Ey yar!içimde kalan sadece bir umut var,
Yüreğim yanıyor,bak hayat dediğin hep zarar;
Geçmişim geleceğime nasıl ışık tutar
Kararan geçmişim geleceğimi göstermiyor yar!...

Canım yar! Yaradandan başka beni kim duyar,
Sefil perişan hayallerim beni hep avuttular,
Umudum ölüm döşeğinde sela okumasınlar
Sabah ola hayrola belki umudum yeniden şaha kalkar!...

Ey nazlı yar!talihim yılan gibi boynumu sarar
Nefesim daraldı bu talihi değiştir yar!
Bir damla su okyanusa verir mi zarar?
Oy yar!bu perişan kul zemheride yanar
Ey Rahim olan yar!solmasın umudum içinde yüreğim var!...
18.04.2013
13.15-13.55
Yenisahra/İST
EROL KEKEÇ

18 Nisan 2013 Perşembe

KARA GÖZLÜM!

Kara haber yayılmadan,
Etrafın aydınlanmadan
Sakın ola yollara çıkmayasın,
Dumanlı dağlardan bulutlar,
Gökyüzünden turnalar uçmadan,
El aleme elveda etmeden
Yarınlara tomurcuklar saçmadan
Ne olur,bırakma bizi kara gözlüm..
Bu yaz kavrulduk hararetten
Çıngılar çıkardı yazıdan
Ayaklarımız yalın,alnımızda ter
Pamuk tarlalarında yapraklar solmuş,
Susuzluktan bunalan kozalaklar
Çatır çatır çatlamış,
Beyaz gelinliğe hasret kalmış pamuklar,
Güzden önce düğünü hiç sevmezler
O gün gelmeden düşme yollara,
Bağrımızda açarsın kocaman yara
Ey kara gözlüm,karalar bağlama,
Acıdan karalar bağlayan kara bağrımıza,
Güneş sararmadan evvel,
Rüzgar yağmuru müjdelemeden
Çıkma yollara ey sevdiğim,
Kararmış bahtımızdan,
Bulanık çamurlar akar sonra,
Bu halde terk edersen buraları
Hasret giderim o kara  gözlere!...
01.04.2013
14.00-14.15
Çengelköy/İST
EROL KEKEÇ

GİDENLER GELMİYOR

Haberin var mı ey yar!
Gençliğim yollarda kaldı yar;
Iskarta mal gibi tablada solar
O zamandan kalan ancak bu var!

Haberin var mı ey yar!
Doğum günümde mumlar yaktılar,
Mumlar sönerken ben yandım yar,
Yanan yüreğimden artan bu kıvılcımlar!...

Haberin var mı ey yar!
Zindanda doğmuşum anam ağlar,
Emekleyerek başladı hayatım yar,
Anamdan gayrı ağlayanlar yalan,yar!...

Haberin var mı ey yar!
Masum çocuklar yollarımı sayıklar,
Yarasalar bir haber uçurdu kulağıma yar,
Gelenler gitti,gidenler dönmüyorlar!...

Haberin var mı ey yar!
Akşamdan sabaha cananım ağlar,
Yastığındaki gözyaşların içimi dağlar yar
Geldi geçti ömür hayat dediğin bu kadar!...
16.02.2013
10.00-10.25
Çengelköy/İST
EROL KEKEÇ

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...