21 Şubat 2009 Cumartesi

SİYABENT

Süphan dağında
Bir pınara,
Dayadım ağzımı
Yaslandım kayalara
Ağrıdı başım
Takıldı bakışlarım
Dumanlı dağlara;
Hasan Keyf,
Çok uzaklarda
lezzeti hala damağımda
Bir gün kuzu çevirmiştik
Kırık körü başında,
Ramo anlatırdı oraları
Aniden Batmandan
Haber yolladı,
Çıktım Antep'ten
Dolanı dolanı
Başımda kara sevda dumanı,
Hasan Keyfe vardım
Kimse yoktu,
Topladım odunları
Yaktım ateşi,
Çömeldim dizlerime
Gözledim yolları
Ramo getirdi,
Bir araba dolusu,
Hayattan bıkmış
Duygusuz insanları
Ortak yanımız yoktu,
Bıraktım onları;
Kuzu çevirirken
Arada bir savurdum lafları,
Siyabent'ten selam geldi
Hace'ye mutlaka uğra dedi
O gündür bu gündür
Ömrüm hep yollarda geçti...
Ondandır,
Süphan Dağı'nın bendeki yeri
Yorulmadım,
Taşıdım sahibine emaneti;
Siyabent çok cesur biriydi
Onun sevgisi
Hace'nin yüreğini deldi
Görmesem de onu,
O tanıdı beni
Ondan öğrendim
Sevginin değerini,
Herkes anlatırdı
Fehat ile Şirini
Hace ile Siyabent'i
Kimse bilmezdi
Oysa onların aşkına
Süphan Dağı şahitti,
Onların sevgisini
Bir geyik emzirdi,
Ben de bir geyik bulam diye,
Süphan'a getirdim yüreğimi!!!!

yıl:09.01.2004
saat:13.50-14.20
yer:Kadıköy/ist
(Şa.E.Kekeç)

17 Şubat 2009 Salı

DİYAR BU DİYAR

Bir diyar olsun!
Gülücükler solmasın,
gökyüzünde uçurtmalar
Saksıda tomurcuklar
Irmağında balıklar olsun...
Bir diyar olsun!
Herkesin evi olsun
Bir elin parmakları gibi,
İnsanlar kardeş olsun,
Gelecekse ölüm
Ancak kaderden olsun;
Bir diyar olsun!
Çok sesli bireyler olsun
Özgürlüğün çocuğu sevgi
Her yürekte banadursun...
Bir diyar olsun!
Ekinler başağa dursun
Pınarlar kaynasın
Yoncalar çoğalsın
Arılar kovana konsun...
Bir diyar olsun!
Kelebekler sonsuza uçsun,
Mahbus damları yıkılsın
Kimsesiz çocuklar ağlamasın
Hak ve adalet yerini bulsun...
Bir diyar olsun!
Önyargılar olmasın,
Karanlıklar bombalansın
Aydınlıkta konuşulsun
Hayatın bir adı olsun...
Bir diyar olsun!
Doğusu batısı bir olsun
Analar ağlamasın
Gelinler yas bağlamasın
Sönen bir ocak olmasın...
Bir diyar olsun!
Yamyamlar kapıda durmasın,
Devlet baba olsun
Toprak ana olsun
Merhameti bol olsun...
Bir diyar olsun!
Memleketin başı baş olsun
Kayarsa bir yıldız
Acıyı yüreğinde duysun
Lan-ı olmayan
Bir adam olsun...

yıl:29.03.2007
saat:15.50-16.10
yer:Çengelköy/ist
(Şa.E.Kekeç)

14 Şubat 2009 Cumartesi

SOLDURMAM

Bir savaşçıdır ömrüm
Yollarında yalnızlığın
Alır başımı giderim
Tutsaklığında kahbeliğin,
Anlaşılmaz kaderim
Sadece onu ben yaşarım
Yıkıntılarına sıkışmışım yılların
Zirvesinde umudun;
Zamanla benim savaşım
Kimselere yok dargınlığım
Utanmazsa sonsuz sevdalarım
Onsekizimi yeniden yaşarım...
Haşin olurdu hep fırtınam
Ortasında dalgaların
Yanmazsa birileri ozaman
Geçerim üzerinden aldırmadan;
Hiçbir zaman olmadan yok olmam
Alnımdan vurulsam kimselere aldırmam
Unutma ki,yavruları kucağında olan ben
Haremiler sofrasına asla konmam...
Yorulmadan Güneşe selam durmam
Kendi özümle olmadan yola koyulmam
Kemiklerim paramparça kanım dereleri doldurmadan
Sevgilimle koklayacağım goncaları asla soldurmam...
yıl:28.04.2002
saat:21.30-21.40
yer:Pendik/ist
(Şa.E.Kekeç)

11 Şubat 2009 Çarşamba

KADER

kader işte!
Kimse kalkmasın
Amuda
İki el üstünde
Ne denecekse
Diyen O,
Kader işte!
Bunun burası ne
Leyleklerin göçü
Üveyiğin aşkı
Bülbülün sesi
Yarasanın gecesi
Kumrunun hayali
Kader işte,
Var mı ötesi...
Dağların yüksekliği
Dumanlı gökyüzü
Garibin tütmeyen ateşi
Meltemin okşaması
Sümbüllerin patlaması
Kader işte,
Ne demeli...
Sazların arasında
Yalnızların arkadaşı
Çamurlu sular gıdası
Kimsesiz söğüt ağacı
Kader işte,
Boyun eğilmiş bir kere!...
Çakılmış çivilerle
Konmuş omuzlara
İçinde bir mevta
Ağlaşır insanlar
Hep bir ağızla
Kader işte,
Ötesi yok ki elde!...
Sorulur mu doğana
Nerde doğacaksın diye
Bir bakarsın Afrika'da
Kimsenin uğramadığı
Sığ bir ormanda
Gelmiştir dünyaya
Kader işte,
Akıp gider bir kere!...
Güneşteki ışık
Gecedeki karanlık
Topraktaki mütevazilik
Nehirdeki akıntı
Denizdeki bolluk
Ne demeli,
Kader işte!
Sarışınsa çocuk
Baştaki ağırlık
Geliyorsa yaşlılık
Gidiyorsa gençlik
Bükülmüşse bel,
Sarkmışsa yanak
Dinmiyorsa ağrı
Yapacak bir şey yok
Kader işte;
Konuşan bir dil
Yürüyen ayak
Tutan el
Bakan göz
İşiten kulak
Yapmıyorsa görevini
Başa gelen bela
Üzmemeli sahibini
Bu da kader de gizli...
Kader işte!
Herşeyi kuşatmış
Olan haşmetiyle
Hayır da şer de
Mutlak onun elinde
O halde neden,
Hep bakılır gerilere
Hücreler inanmışsa kadere
Ferahlamak kalır bizlere
Kader işte,
Bu, böyle biline
Yoksa dumanlar çöker,
Tepemize!.....
yıl:19.12.2004
saat:23.15-23.30
yer:Çengelköy/ist
(Şa.E.Kekeç)

8 Şubat 2009 Pazar

BİR ÇİZGİDİR ÖLÜM

En mutlu günlerde,
Konuşur ölüm
Arzular tırmanırken zirveye
Susar hayat!
Bilinmeyen,
Bir samyelidir ölüm,
Kıştan sonraki
Hayatın baharında
Gençliğin sözlüğünde
Yoktur ölüm;
İhtiyarların alnındaki
Çizgilarden kaçar hayat,
Yağmur damlacıklarına
Suskun bakışlar,
Rüzgarın esintisindeki
Ölüme hasret...
Bulutların üzerinde
Uçuşan hayaller,
Güneşin doğumuna
Ayarlanmış mevsimler,
Bir annenin
Karnında taşıdığı
Tomurcuklar,
Akan sularda
Yürüyen düşler
Kucağında büyür,
Umudun,
Ölüm!....
yıl:25.12.1999
saat:21.30-21.45
yer:Elazığ
(Şa.E.Kekeç)

4 Şubat 2009 Çarşamba

KIRIK KALB

Ben başladığımda yürümeye,
Turnalar çoktan uçmuştu göğümden
Yağmur damlaları parlarken
Yaprakları savrulmuş ağacın dallarında,
Kırlangıçlar vadisi erken boğulmuştu
Evrenin sessizliğine bu kasımda da...
Sevdam yalpalıyordu sensiz
Kopkoyu gölgemin karanlığında,
Bir kıvılcım doğar mı diye;
Mırıldılanırken kendi dünyamda
sonsuz güzelliklere gark oldum bir anda,
Henüz erkendi açmak için gözlerimi
Sınır ötesi bir aleme vardığımda
Açacaktım,gözümü gönlümü ve avuçlarımı
Kana kana içecektim suların kaynağından
Açılması için koklayacaktık,
Sevgilimle tomurcuk bir laleyi;
Heyhat!solduruldu,
Lalemiz sevdamız ve umudumuz...
Ben çıktığımda yollara
Haremiler siper almış mevzi başında,
Ne anlar laleden,tomurcuktan
Sevdadan sevgiden,
Karanlıkta tanınır mı nesneler hiç!
Hayallerim boğuldu umut denizinde,
Haremiler mevzilense de her köşe başında
Sevdamın önü alınmaz engellerle
Çünkü ben aydınlık hayalleri,
Umut denizinde yaşatmak için çıktım yolllara
Sanmasın haremilerin başı,
Ben kahrımdan ölürüm diye...
yıl:13.12.2003
saat:09.15-09.30
yer:Kadıköy/ist
(Şa.E.Kekeç)

1 Şubat 2009 Pazar

GÜLMEK HERKESİN HAKKI

Gülümseyen çocuklara
Hasret kaldım yine,
Dumanlı dağlarda
Nergis derlediğim
Çok sıcak günler
Kaldı gerilerde!
Alaca karanlıkta
Putlar şehrinde
Ellerim cebimde
Anlaşılmayan dilde
Bir ıslık üfürdüğümde
Sevgiye susamış
Acılı çocuklara
Takıldım yine!
Bu şehir dile gelse
Söyledikleri
Düğümlenir dilde,
Akşamın alaca karanlığında
Boğazdan geçen gemilerde
Çarıkları su içinde
Kenarlara itilmiş
Acılı çocuklar gördüğümde,
Tutmaz olur ellerim
Düşer yanlara!
Hasret kaldım bir gülüşe
Aynı toprak üzerinde
Yaşayan insanlarda
Bu farklılıkları görünce,
Bir eğlencenin gecesinde
Binlerce dolar elde
Savrulurken ötekilere
Ne yapayım,
Yoksa bir şey bende
Tiksinerek bakıyorum sizlere
Gülmeye hasret bebelere
Bu acıyı çektiren vahamete
Baksanız sizde bir kere
Acılar inmese de
Benim gibi yüreğinize
Belki merhamet gelir iliğinize!
Hasret kaldım işte bir gülüşe
Doğudan Güneye
Kıl çadırlar içinde
On çocuklu bir nine
Gelini doğumda gidende
Diz çökmüş tencere dibine
Acılar buğulanmış gözüne
Bir lokma ekmeğe
Karın doyurma diye
Sevinip güldüğünde
Dumanlar iner üzerime!
Hasret kaldım bir gülücüğe
Dertli babanın elinde
Yok ki bir şey
Ne yapsın bebelere
Mikrop düştüğünde yere,
Çocuklar korunmalı titizlikle
Bu babanın cebine
Girmiş mi hiç ikramiye
Nane çayı varsa evde
Anne koymalı bir demliğe
Beyaz önlüklü efe
Ne gezer bu elde!
Hasret gideceğim herhalde
Siner mi bunlar içime
Başı kesik tavuk gibi
Parpazlıyorum yerimde
Ölüm varsa bu işin içinde
Ne diyeceğimi
Bilemiyorum sizlere!
Acılar çekilen yerde
Her gün patlıyorsa
Şampanyalar elde,
Hasret gitmemi isteseniz de
Acı çeken tüm bebeklere
Yılmadan anlatacağım
Savurduklarınızı bir gecede…
Bu yaşa kadar ne varsa elimde
Olanıyla harcadım herkese!
Tüm bu dengesizlikleri
Gaddarca yapılanları
Adaletin güneşiyle
Sermek için yere…
Yoksa hasret giderim
Güzel bir gülüşe
Adalet gelmese
Bu yere!
Yıl:07.01.2005
Saat:17.10—17.50
Kuzguncuk/İst.
(Şa.E.Kekeç)

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...