30 Mart 2008 Pazar

SORUMSUZCA

Güneş ışıklarını saldığında
Saçların dağıldı omuzlarında
Görülmez bu yırtıcı timsahta
İndirdin garibanları kursağına,
Baykuşlar tünedi gariplerin evinde
Kaldırım taşları ezildi senelerce,
Ağaçlar küskün dallar yerde
Sular bulanık akmıyor dere,
Çocuklar hırçın analar nede!
Köprü kuruldu iki tepede
Avrupa şenlik Asya komada
Ah İstanbul ah!sen ağlama...
Yollar dumanlı görünmez kara
Denizler durgun, dalgalar zıvanada
Bebekte bir villa kapıda levha
Emirganda hüzün,çocuklar yatakta
Ana kaynatır taşı sıcak kazanda
Baba ekmek derdinde sokakta
Gölgesine takılır bir katil peşinde
Saplar bıçağı ensesine indirir yere
Kaldırımlar sıcak yatak olur garibime
Ana kazan başında hala beklemede
Çocuklar ekmek gelecek diye sevinmekte,
Acılı bir ses var baykuş öter direkte
Babanın cesedi gelir sedyede
Al kan,şıpır şıpır damlar, dereye
Vahşi hayvanlar duramaz yerinde
Bir masum garip öldürüldü diye!
Ahu figan eder sahipsiz dere
Levhada asılı dikkat köpek var bu evde!
Köpek olmasa yaşar mı insan bu halde
İnsanın köpekleştiği çağda garibi kim nede...
Ah istanbul ah! sen ağlama
İki elin uzandı iki kıtaya,
Çocukluğundan beri omuzunda,
Taşıdın zibidileri sorumsuzca!..
...............
...............
08.06.2004
(E.KEKEÇ)İST.

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...