Bir ayrılış hikâyesi
Yaşanmamış anılar bizimkisi,
Yaşam dopdolu
İmgeler yerli yerinde
Cehennemden öte
Var mı başka öte
Bir masal gibi
Başladı ve bitti,
Hikâye neyin nesi!
Bir türkü çal ardımdan
Dağlardan aşağı yankılanan
Demirbağın Harput hoyratından…
Ninniler dindirmez acıları
Maniler neyler sancıları
Hikâye değil hayattaki
Yaralı yüreğimin her yanı
Bulun getirim Abdurrahmanı
O güzel söyler,
Kerkük türkmen hoyratını…
Türküler ah türküler!
Acımızı süpürüp götürürler,
Barak elinden beri
Kim bilir Döne gelini
Bilen yoksa hikâyesini
Arapoğlu okusun Döne gelini…
Karacaoğlan derki,
Kondum göçülmez
Toros Dağlarından
Aşağı inilmez,
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Türkülerle geldik
Türkülerle gideriz
Biz türküler memleketindeniz!
Yıl:04.05.2007
Saat.22.00---22.25
Çengelköy/İst.
(E.KEKEÇ)
Yazıların tüm hakları site sahibi,Erol Kekeç'e aittir,bilgi alınmak kaydıyla,ticari amaçlı kullanılabilir.
17 Mayıs 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR
Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...
-
Denize su dökmek gibi Tok olana sofra kurmak; Gösterişin ateşinde Merhameti kül savurmak. Şatafatlı masalarda Nefisler doyurur kendin;...
-
Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder