23 Ocak 2010 Cumartesi

SEVGİYİ TOYKEN TANIDIK!

Geçmişten kalma acılarla yaşadığım,
Hayat diye zehri yudumladığım
Sağanak yağmurlarda ıslandığım
İhanet günlerinde yaşıyorum ben,

Terki diyar eylemişliğimle
İsyanın sembolleştiği ilkelerimle
Zulme hayır diyen benliğimle
İhanet günlerinde yaşıyorum ben,

Terk ederek giderim, buraları
Eğer hoşuna gitmediyse kaşımın karaları
Deşip de durma kapanan yaraları
Kan ağlayan günlerde yaşıyorum ben;

Neden soruyorsun hala ileri zekâlı
Yoksa işler değişti mi ihanet edeli
Daldır kuma devekuşu gibi kafanı
İnsanların deve kuşlaştığı günlerde yaşıyorum ben,

Neydi derdiniz vermezken bir kuru selamı,
Kesmiştiniz her türlü kelamı
Yoksa ilerletmiş miydiniz kafalarınızı
Kafaların gerilediği günlerde yaşıyorum ben;

Bir yara ki bin yarayı kanatır
Ölmeyi öğrendim yine bu gece
Dağların tepelerinde
Ölmeyi öğrendim hece hece;
Kalbimdeki bu yara kanıyor
Tüm benliğimi kavuruyor
Sanki hançer yarası gibi yakıyor,
Ah bu yaşamak, bu yaşamak
Zorunlu bırakıldığım hayat...

Küçük kentte Yakutiye camisinin avlusunda
Kırıldı umudumu dizdiğim tespihim,
Beni yavrularını yiyen bir kedi gibi
Azıtmayı düşünüyordunuz söyleyemedim.
Bir gül ki aynı kaynaktan büyütülmüştü
Dostların öğütlemişti koklamadan ezmeyi
Yarım kalmış o cümleyi söylemedim.
Yaşamak dediğin bir lüks oldu benim için
Bundan böyle her duyduğun şiirde
Biliyorum kinin biraz daha kabaracak
Aşk ağlatır derlerdi,
Bu dert söyletmedi söyletmedi beni
Uçan kuştan sakındığım bir yaralı kalbin
Canına kasteden sen olmasaydın.
Dostunun mektubunda gördüğüm
Bir kaç satır verdi sizi ele
Yaşadığımı sanıyordum ya...
İhanete uğramışların arasına çoktan girmiştim bile,
Mademki ayrılığa (ihanete) hüküm giymiş bu yürek
Artık ölmek için yaşamak gerek,
Hayatımın gözelerinden bin kez ölerek
Damıttığım bu şiiri, sana adamamı bekleme benden,
Gün gelir tütmez olursa ocağın,
Acılar var bende, ayrılık var bende,
Duvağı açılmamış,
Bekleyin, size onları adayacağım...
Gözlerim, gözlerimin feri sönüyor
Çam kokusu savruluyor burnuma,
İşte kanım, karın dudaklarında
Postalları yok ama
Tepemde ihanet kırbaçları dönüyor,
Kabzasından kavrayıp çekilmiyor,
Bu can hançer gibi kınından
Bre, vefa ihanet gibi olmuyor,
Sevgiyi toyken tanıdık canım
Tutma elin yanar demediler,
Hayatımızı tek bir mevsime göre ayarladık,
Başka mevsimlerin olduğunu öğretmediler
Davamız sevdamız bir yüreğimiz,
Öyleyken kalbimizi çaldı,
Aziz kardeşlerimiz radikaller,
Bilesin ki benim oldu hayatın çirkin yüzü,
Benim oldu, yılkı acılar,
Benim oldu canım ihanete dair kırık ezgiler...
Akşamı kıyamet,
Sabahı Bu’su Ba'del mevt bilirim,
Gecenin koynuna kabre girer gibi girerim,
Bir sonraki mahşere hazır olmak için,
Tanık olurum her gün haşre
Kıldan ve kılıçtan bir yolu,
Yürürüm sırat diye,
Bu gün ihanet günüdür
Güller kendi dikenlerince kanatılsın,
Analar öz elleriyle boğsunlar yavrularını
Söyleyin Hasan Ali ve Hüseyin,
Bu gün ihanet günüdür...
Ekmeğime katık acımın ateşi
Acılarımla baş başa kalmak istiyorum
Yalnız onlar anlıyorlar şimdi beni
Ve yalnız onları dinlemek istiyorum...
Eskir sular,
Eskir geçen zamana yenik düşerek
Bir yolcunun susamışlığında
Toprağın özleminde hasretinde
Eskir geçen yıllara yenik düşerek
Kıyıların dalgaları özlemişliğinde,
Eskir sular...
Bir gün ben de eskirim
Suların eskimişliğinde
Çağlamam artık sana, uzaklardan da olsa,
Bir selam dahi yollamam mektupla da olsa
Özlemem, özlem duymayan hissiz kalpleri
Görmek istemem ihaneti bayraklaştırmış kafaları,
Ve görmek istemiyorum,
İslami cahil kafalarına göre yorumlayanları
Ve görmek istemiyorum,
"Rabbinin yoluna güzel öğüt ve hikmetle,
Davet et düsturunu takmayanları!!!...."
YIL:24.06.1993
NOT1:Malatya'daki hayatın acılarına atfen yazılmıştır.
Yazan: yılmaz kekeç
Derleyen: Erol kekeç Yıl:23.01.2010
NOT2:Bu güzel şiirini derleyip burada yayınlamam, kardeşime olan özlem ve eski hayatın anılarını canlandırmaktı selamlar.

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...