Rüzgârdan sonra çamura batmış yapraklar nasılsa,
Acılar gidince çamurlu ayaklarla
gelenler olur size,
Şiddet gidince kapsama girenler hep parazit
yaşarlar,
Dost bulduğunda giden düştüğünde
gelen değildir,
Dost var da yok da sizinle yürekten
paylaşandır,
Dostların olmadığı tilkilerin dost göründüğü
çağdayız,
Tavuk masallarıyla sizi cezbederken
tavuklar tükenir,
Sayım günü geldiğinde terazinin
başında olmak ister,
Sorsan terazi nedir diye birlikte paylaşmak
diye diretir,
Yerken çaktırmadan götüren kalanları
paylaşmak ister,
Böyle bir yaşamın ne dostu ne düşmanı
bellidir,
Dost dediklerin derin yüzülürken
acılara katlanmayı öğütler,
Düşman bildiklerin hiç olmazsa
alnının çatından devirir;
Hayaller havada uçuşurken bahtına
beklemek düşer,
Onun bahtı hep açık nalların düşen
çivilerini sana layık görmez,
O kader arkadaşın olduğunu söyler
mangalda kül koymaz,
Kadere bak ki o fındık kırarken sana
diş kırmak düşer,
Bahtı karalım baht kararmaz karalar
seni ancak harap eder,
Seni virane sananlar bilmez ki o
viraneler ne defineler gizler,
Akleden dervişe duygular nağmeleşip
gökten inse ne yazar,
Firari güvercinler su başında
gezinirken o çoktan sipere girer,
Ne kurtlar türemiş kuzu gibi meleyip
kurt olmayı hesap eden,
Zindanlar aydınlanırsa o zindanlar
bir daha düzen tutmazlar,
Niyeti sansar olup kuzu postunda abid
gibi diz çökenler,
Karanlıkta kurdukları oyunları bizim
sahnede oynayamazlar;
Sahnemiz çarşaf gibi sakin perdemiz
kefen gibi bembeyaz,
Bu perde de ancak gerçek hakikati
kuranlar sahneye çıkar,
Geride kalanlar bugün görünse de
semtimizde nereye kadar,
Onların alacağı bilet bizim belirlediğimiz
yerde geçer,
Biletli yolcu gibi davransalar da
onlar hep kaçak gezerler,
Bu dünyanın nesine güveneceksin dara
düşünce gelenler,
Yağmur dinince arkasına bakmadan
giderler ve sizi görmezler,
Ey yol bildiğini sanan yol giden ve
aynı yerde olup bilmeyen,
Siz yola çıkmadan viranelerden ne
defineler gitti siz görmeden,
O defineler piyasaya çıkarsa ömrünüz
yetmez onlara paha biçilmez,
Bir yağmur bekliyorlar üzerindeki son
toprakları götürmesi için,
O güzellik gelirse hiçbir dikenli
çalı yetişmez o toprakta bilesiniz,
Bugün varsın ama yarın olacağını
nasıl garanti edebilirsin,
Mumyalanmış bir kral mezarlığı değil
bu viraneler,
Her karış toprağında nice fidanların
gövermesi için gün sayıyorum,
O gün geldiğinde tüm eskimiş
çaputları doldurup denize dökeceğim,
Beyhude gönlüm ne durup durup içine
gömülüp gidersin,
Sen kalıcısın ama tilkilerin derilerini
pazarda satılırken gördüm,
Tilki tavuklar için gelse de kümesin
dışında bir yol öğrendim,
Niyeti bozuk tilkilerin derisini yüzüp
leşini uçurumdan atıyorlar;
Kiminin bahtına kurşun kiminin
bahtına sürme çekiyorlar,
Adamlık kitabında yeri olmayanları
işte böyle bedava satıyorlar,
Rüzgârdan sonra kalan yapraklar
çamurdan çıkamayanlardır,
İstikametten gitmemiş olanlar da
acıdan sonra yetişenlerdir,
Acıdan sonra gelenleri dost bilme
dostum yoktur onun dostu,
Postun para eder mi diye çuvala koyma
derdinde postunu,
Acıma acınacak hal gelmeden iyi tanı
dostunu düşmanını,
Dostun iyi gününde bakmıyorsa yüzüne
kötü gününde tükür suratına,
Tükür belki ar gelir damarına,
Arı olmayanlardan ise dostun halin yaman,
Bu yaman ellerde hala akıllanmayacak
mı senin bu koca kafan!
Erol KEKEÇ/20.07.2021/00.46

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder