27 Şubat 2026 Cuma

SENEDİ KİM YAZDI?



Dünyaya inerken sanki bir senet imzaladım,
Yük benim sandım önce; meğer bir milletinmiş acım.
Her sabah aynı hesap, her akşam aynı defter:
Borç bitmez, dert eksilmez, söz çok… fakat iş keder.

Sokaklar konuşuyor, ama kimse duymuyor artık,
Çünkü hakikatin sesi, gürültüye yeniliyor artık.
Birileri kürsülerden kader diye anlatırken,
Birileri sofralarda ekmeği bölüyor sessizce.

Yazık ki bu memlekette en ucuz şey insan olmuş,
En pahalı söz ise hakikat olmuş.
Doğruyu söyleyen suçlu sayılırken,
Yanlışın üstüne örtü serilmiş.

Bir avuç kibir, bir memleketin alnına yazı yazmış gibi,
Herkesin yolunu tayin eder gibi,
Herkesin inancını ölçer gibi,
Herkesin vicdanını tartar gibi…

Kim verdi bu yetkiyi?

İnsan dediğin yürür, düşünür, seçer,
Ama burada düşünmek bile suç sayılır bazen.
Bir söz söylersin: “Bu yanlış,” dersin mesela,
Hemen damga hazır: “Düşman!”

Ne kolaymış yaftalamak…
Ne zor ise aynaya bakmak.

Oysa hakikat öyle ucuz değil;
Korkuyla değişmez, baskıyla eğilmez.
Çünkü hakikat bir gün çıkar ortaya,
İster kabul edin ister etmeyin...

Bakın şu memlekete:
Tarlalar suskun, fabrikalar yorgun,
Gençler uzak ufuklara bakıyor;
Çünkü burada umut daralmış...

Ama kürsülerde nutuk bitmiyor.
Söz büyüyor, gerçek küçülüyor.
İnanç dilden düşmüyor ama
Adalet yerde sürünüyor...

İşte asıl felaket burada başlıyor.

Birileri dini bayrak gibi sallıyor,
Ama rüzgârın yönüne göre.
Birileri ahlaktan söz ediyor,
Ama hesap sorulunca susuyor...

Sonra kalkıp diyorlar ki:
“Biz sizin yerinize düşünürüz.”
Hayır!
İnsan aklını kiraya vermez.

Bir milletin evlatları
Bir grubun mülkü değildir.
Çocuklar bir ideolojinin askeri değildir.
Onlar insan olmak için doğar...

Ama siz yolu kapatırsanız,
Nefesi daraltırsanız,
İnancı zorla kalbe yerleştirmeye kalkarsanız,
Ortaya iman değil, isyan çıkar.

Bunu görmek için çok uzağa bakmaya gerek yok.

Dün umutla konuşan gençler
Bugün sessiz.
Dün bu toprağa bağlı olanlar
Bugün gitmeyi düşünüyor.

Bu sadece ekonomik bir yara değil,
Bu ruhun yorulmasıdır.

Ve kimse kusura bakmasın:
Bunun sorumluluğu,
Hakikati bastırıp kendi sözünü kutsal sayanlardadır.

Çünkü insanın onurunu kırarsanız,
Bir süre susar…
Ama bir gün konuşur.

Ve o gün geldiğinde
Ne slogan kalır ne de sahte ihtişam.

İnsan dediğin ot değildir.
Kök salar, düşünür, direnç gösterir.
Bir yere kadar sabreder.

Ama sabır başka, teslimiyet başka.

Sabır hak için beklemektir,
Teslimiyet ise korkunun adıdır.

Bugün bazıları sabrı yanlış anlıyor.
Halkın sessizliğini razılık sanıyor.
Oysa bu sessizlik birikiyor.

Tarih bunu defalarca yazdı.

Bir memleketi ayakta tutan şey
Ne gürültüdür ne gösteri.
Bir memleketi ayakta tutan şey
Adalettir.

Adalet yoksa
Devlet büyür ama toplum küçülür.
Söz artar ama güven azalır.
Din konuşulur ama merhamet kaybolur.

Ve işte o zaman insanlar sorar:
“Bu kadar sözün içinde hakikat nerede?”

Ben de soruyorum.

Eğer adalet yerdeyse,
Eğer insan değersizse,
Eğer gençler umutsuzsa,
Hangi başarıdan söz ediyorsunuz?

Hakikatle yüzleşmek zor iştir, biliyorum.
Ama kaçmak daha büyük bir felakettir.

Çünkü hesap günü var.

Ve bu yalnız ahiretin meselesi değil;
Bu dünyanın da hesabı var.
Toplumlar da hesap sorar.

Bir gün gelir
Herkes yaptığıyla anılır.

O gün ne unvan kurtarır
Ne de kalabalıklar.

İşte o gün
Bu ülkenin insanları şunu hatırlayacak:

Hakikat susturulabilir ama öldürülemez.

Ve o gün geldiğinde
Bugün yüksek sesle konuşanlar değil,
Doğruyu savunanlar hatırlanacak.

Belki biz yorgunuz, doğru.
Belki gerçekten dünyaya gelirken
Bir senede imza attık.

Ama o senedin altında yalnız borç yok.
Bir sorumluluk da var.

İnsan kalma sorumluluğu.

Eğer bunu kaybedersek
Her şeyi kaybederiz.

Ama eğer bunu korursak
Bu memleket yeniden doğrulur.

Çünkü tarih gösterdi:
Bir millet ne zaman insan kalmayı başarırsa,
O zaman ayağa kalkar.

Ve o gün geldiğinde
Kimse kimseye hakikat anlatmak zorunda kalmaz...

Bahadır Hataylı/27.02.2026/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...