Dolandım durdum
Ayaklarım dermansız
Yollarda çok yoruldum
Aşındırdım dağları
Bulutlara bıraktım
Yağacak yağmurları,
Memleketin her yanı
Soludu karanlıkları
Yıllardır bekledi
Bir damla yağmuru
Her gelen tepeledi
Sevdamız uçup gitti
Savrulan yaprak gibi
Rüzgâr taşıdı bizi!
Gidenleri uğurladık
Gelenlere çok kandık
Biz ahmak topluluk
Hep sırtımızdan vurulduk,
Kargaları bülbül sandık
Ötüşleri karışsa da
Renkleri anlamadık
Bitecek değil bu çile
Kargalarla bülbüller iç içe
Kim koydu bunları
Aynı kafese;
Yankılandı kulağımızda
Aynı seda!
Nedir bu çektiklerimiz
Burası bizim memleketimiz
Geldiler ve gittiler
Düşüncelerini bir bir ektiler
Doğacak her fikre
Bizi kurban ettiler!
Gözleri dönmüş bunların
Yüreklerindeki kara yüzlerinde
Gökyüzünde bulutlar
Parça parça,
Ağlamaz gök
Gelmeyince bulutlar
Bir araya…
Kalır toprakları sulamak
Bizim kanlara!
Nede olsa alıştık biz
Gideni uğurlarken
Geleni alkışlamaya!
Yıl:06.02.2004
Saat:11.25—11.35
Kadıköy(F.B.Merkezi)/İst
(Şa.E.Kekeç
Yazıların tüm hakları site sahibi,Erol Kekeç'e aittir,bilgi alınmak kaydıyla,ticari amaçlı kullanılabilir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR
Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...
-
Denize su dökmek gibi Tok olana sofra kurmak; Gösterişin ateşinde Merhameti kül savurmak. Şatafatlı masalarda Nefisler doyurur kendin;...
-
Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder