Bahtı kara yaralanmış ceylan mısın;
Ömrün yeter mi güzellikleri solumak
için,
Kayalar yumuşadı merhamet katılaştı,
Sular çılgın şaha kalkmış Fırat’ı
geçemezsin,
Kan akar bu derelerden sularını
içemezsin,
Göz yaşınla susuzluğunu dindir acıların
bilensin;
Semayı bulutlar kaplamış seni karalar
sarmasın,
Yürek ikliminden bir yel esti serin
sessiz ve sakin,
Geçmeyecek yemini var yaşama
dokunmadan,
Hangimizi alacaksın gitmeyecek mi bu
duman,
Bağı çözüldü dizimin dilim tutuldu
kaynıyor hüzün,
Söyle bana sevdiğim şaşı oldum ne
zaman düğün,
Okudum anlamadım yutkundum
boğulacaktım,
Ellerimde nasır gözlerimde inanç
dilimde düğüm,
Hangi yoldan gideyim bilmiyorum söyle
sevdiğim,
Buzu yorgan yaptım fırın gibi
kaynıyor içim,
Hasret yok hasretimin üstüne gül bana
yanıyorum,
Sanma ki yıldızlar gökten ışık
saçıyor aydınlanıyorum,
Bu ışıklarla bil ki karanlıklarımı
dağıtamıyorum;
Şaşkın bakışlar arasında yüreği
hoplayan sevdiğim,
Aldırma korkulara hoplayan yürekten
gelir nefesim!
Nefis olmuş bir aşka demir atıp
mıhlamışım,
Karanlıkları rüzgarımla savurup
hayallerinde konaklamışım,
Ben bu aşka demir attım iskeleyi
yaktım,
Nedem Leylayı Mevla’mı yakaladım;
Mevla’mın yurdunda başka yurda var mı ihtiyacım!
Erol KEKEÇ/13.06.2021/00.24

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder