26 Ocak 2025 Pazar

Hüzünlü Feryadım

Ey dilsiz çağrıların çığlığında yankılanan sözler,

İçimde büyüyen bu sessiz sızı, bir yangın gibi.

Dağlar bile bu ıstırabı taşıyamaz oldu ağrılığından,

Şimşeklerle Parçalanır karanlık, ama hüzün hep kalır...


Her nefesimde bir kurak mevsim, her bakışımda

Kırık bir aynanın parçaları var.

Anlamlar dökülür kelimelerden, anlamı kaybolur düşlerin,

İnsanlık, sen hangi kuytuda yitirdin umudunu?


Bu feryadı duymayan kulaklar mührünü kırsın.

Dökülsün gökyüzünden zehir yerine nur.

Her damla, bir vicdanın özrü olsun.

Belki de böyle yükselecek insanlık, yeniden...


Hangi mevsim saklar böylesi bir sancıyı?

Hangi toprak emebilir bu kadar çığlığı?

Ey kırık dalgaların mühürlediği denizler,

Bir kez daha çekilin kenara, şiire yol açın...


Haykırıyor içimdeki çocuk, susturamadığım hayal;

Var olmanın sınırlarında asılı kalmış bir duaya dönüşüyor.

Ama bu şiir umut için değil; bu şiir veda için,

Bir devrin kapanışına yakılan son bir ağıt için...


Göçsün öfke dağları, şimşekler yere düşsün,

Ve insan, son kez başını kaldırsın yukarıya;

“Neden bu kadar kirlettik?” diye sorsun, ama cevap vermesin.

Çünkü bazı sorulara cevap sadece susmaktır...


Ve işte, bu şiir, öyle bir yankılansın ki

Yeni bir nesil, bembeyaz, tertemiz gelsin.

Fırtınaların sustuğu yerde açılır kapılar,

Bir gül, bütün yıkıntıların arasında filizlenir...


Ey insanlık, ölümün bile bir anlam olsun.

Yıkık bir tarih, öğüt olsun bütün yeni yüzlere.

Bu şiir, son nefesin hüznüyle dolsun,

Ama sonunda, temiz bir başlangıca dokunsun...

Erol Kekeç/26.01.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...