Kuş uçmaz, yol bilinmez bir diyardasın,
Su olsan damla düşmez, akar kaybolursun.
Ses olsan yankın bile dönmez geriye,
Kim bilir, kim anlar senden, gönlündeki serin sesi?
Çıkarsın bir uçurumun kıyısına,
Bir taş bulursun, oyar ilmek ilmek, umutla işlersin.
Sonra bir rüzgâr gelir, savurur ellerinden,
Kapanır gökyüzü, yitip gider hayallerin.
Bir de yıldızları görürsün, bir de yıldızları görürsün,
Kırılmış kristaller gibi dökülmüş göğe.
Bir avuç ışık serpilmiş karanlığın bağrına,
Başka ne gelir ki elden, bu sessiz akşamda?
Dinle, çın çın eder ruhumun derinlerinde,
Hayatın sessiz türküsü, yalnızlığın ezgisi.
Tanrı düşürmesin kimseyi böylesi bir suskunluğa,
Çünkü taş bile çatlar, bu kadar sessizlikte.
Ama yine de bil ki umut, ıssızlığın özünde saklıdır.
Kök salar bir çorak ağaca, fısıldar toprağın altından.
Ve bir gün bulutlar döner, dolup taşar gökler,
Hayat yeniden filizlenir, yalnızlığın kalbinden.
Erol Kekeç/12.01.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder