26 Ocak 2025 Pazar

Yüreğimde Eksik Bir Şarkı



Mutsuzum, iki kelimeyi konuşacak insan yok yanımda

Duygularım ölü, düşüncelerim soğuk bir mezar taşı gibi ağır,

Ben mi fazladan biliyorum yoksa insanlar mı rahatsız olmaktan kaçıyor?

Yanımda yatan yabancı, özlemi çığırından uzak

Sevgi yok, saygı yok, muhabbet süssüz bir çöl;

Birlikteyken bile yan yana uzanmayan kalpler gibiyiz

Televizyonun sessiz şahitliğinde ömrümüz eriyor,

Bir levazımcımıyım, ihtiyaç duyulduğunda yanımda

Ama her ihtiyaç bir adım uzaklaşıyor; aramızda haşin dağlar büyüyor

Böylesi hayatta bir ömür geçer mi diye soruyorum kendime

Ama cevabı bilmek istemiyorum belki de...

Kurtulmak istiyorum, kendimden bile kaçarak,

Hayat ışığını yitirdiğim, bir koridor mu bu,

Karabulutlar kuşatmış gökyüzümü;

Her şey gri, her şey sessiz, her şey soğuk

İçimde yangınlar büyüyor, alazlanıyor her köşede

Ama kıyılarımda su yok, o ateşi söndürecek bir damla...

Gel diyorum, yakın olalım, konuşalım

Ama her sözcük ölü bir nehre karışıyor

Kırk dereden su geliyor her defa

Ve her dereden sonra araya düşman orduları giriyor

Söyleyin dostlar, bu hayatın şifresi nedir?

Bir formülünü biliyorsanız söyleyin bana

Ben de son nefesimi vermeden önce solumak istiyorum;

Bir yudum nefes, bir anın huzuru, bir sıcak kelime...

Neden bu kadar ıssızlaşıyor her şey?

Bir sevginin, bir dostluğun ağırlığı

Bu kadar kör eden bir sessizlikle nasıl sınanabilir ki?

Her gece, her sabah Aynı karanlığın tünellerinde kayboluyorum

Ama çıkışı yok gibi...

Formülü söyleyin bana dostlar

Bir yüreğe yeniden ışık doğsun diye

Bir sevginin şefkatiyle sarılıp gökyüzüne bakayım diye

Sonsuz bir geceye düşmeden önce

Beni çıkışa ulaştıracak o sözcükleri arıyorum...

Bir soluk, bir yudum sevgi, bir damla umut

Ben de yaşamak istiyorum bu çölde kaybolmadan önce...

Hayatın sessiz çığlıklarında duyulan yoksunluk

Her insandan gelen yankısız ses

Beni ben olmaktan çıkaran bu gürültüye bir çözüm var mı?

Varsa, söyleyin

Ben de nefes alayım yeniden

Kendimden kaçmadan yüreğimde huzur bulayım...

Erol Kekeç/26.01.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...