24 Ekim 2024 Perşembe

Doyamadım Doğanın Aşkına


Gökler uğuldar, şimşekler yeri delercesine çakar,

Bulutlar karanlık bir örtü gibi sarar gökyüzünü,
Asi bir rüzgar esip geçer, ağaçların dalları birer birer kırılır,
Karıncalar sürüklenir, yağmurun altında can verirler...

Köylü kadınlar, harman yerinde telaşla saklanır,
Muşambaların altına büzülmüş, yağmurdan korunmaya çalışır.
Davarlar başıboş dolaşır, kırlarda ağır ağır gezintiye çıkar,
Ufukta bir duman yükselir, güneş batmakta...

Sığırcıklar dizilmiş teller boyunca,
Uzaklardan tarlaları izlerler, biçerler aralıksız çalışır,
Bir tavşan fırlayıp kaçar, biçerin önünden hızla,
Bıldırcınlar kanat çırpar, korkuyla havalanır birden;
Sıcak bastırır, tufan gibi sarar her yanı, sebebi belirsiz,
İklimler değişmiş, gökyüzü öfkeyle ağlıyor,
Yağmur inerken bile, toprak susuz kalıyor nedense...

Çocuklar kahkahalarla oynar yağmurun altında,
Korkusuz, hesapsız, yaşarlar o anı dolu dolu;
Kavun kokuları dolup taşar havada,
Doğanın cömertliği her gün üzerimize yağıyor...

Ama kim anlar bu hali, kalpleri düşünceden yoksun olanlar?
İçimde derin bir sızı dolaşır, damarlarımda gezinen,
Bedenim çatlar, kurak toprak misali, her yanım çatırdar;
Bir gün dedim, yıllar eridi avuçlarımın arasından,
Baykuş misali oturdum, kayalıklarda düşüncelere daldım...

Avuçlarımda yanaklarım, derin bir nefesle tüm havayı içime çektim,
Gözlerim uzaklara daldı, hatırladım geçmiş yollarımı;
Her adımda bir hikaye vardı, ama şimdi her şey viran,
Bağlar gibi ben de dalımı yitirdim, yalnız kaldım...

Zaman, nasıl da hızla akıp gittin, acımadan.
Baharın içindeyken, güzde uyandım bir sabah.
Bu fırtınalar kışın mı habercisi, yoksa ben mi haberini unuttum?

Delirmiş gibi, ellerim cebimde, çıktım yollara,
Doğanın girdabında kayboldum, bırak beni burada kalayım.
Başka bir yerde bulamadım bu rahmeti,
Döşeğim kara toprak, yorganım gökyüzü, böylesi yeter bana...

Yaşamımın romanını bir hikayeye sığdırdım,
Mısralar anlatsın düşlerimi, kaşifler okusun kaderimi;
Sürgün edildiğimi bilmesin kimse,
Ömür dediğin geçti gitti, şimdi ne kaldı elimde?

Erol Kekeç/Ekim-2024/Sancaktepe

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...