28 Temmuz 2025 Pazartesi

Elli Beşten Sonra Akan Nehir

Elli beş yaşı geçti ömrüm,
Sır gibi süzüldü içimden zaman,
Bir yanı sessiz bir yorgunluk,
Bir yanı anlatılmaz bir hüzün…
Sanki her nefesim,
Bir vedanın yankısı gibi...

Avuçlarımdan su gibi akıyor günler,
Tutmaya çalışsam da,
Her damla bir hatıra, bir kırılma…
İçimde affedemediklerim,
Kendime bile anlatamadıklarım var.
"Keşke tanımasaydım" dediğim
Ama bana bir şey öğreten insanlar…

Ne çok bekledim bir selamı,
Ne çok sustum sırf kalmasın diye bir yara…
Şimdi kalbim bir mabet gibi;
İçinde hem dua var, hem sitem.
Bir yanım hâlâ inanıyor insana,
Bir yanım çoktan veda etmiş saflığına...

Ama hâlâ umudum var,
Hâlâ güneş doğuyor pencereme…
Hâlâ bir çocuk gülüşüyle ısınıyor içim,
Ve her batışta bir doğuş gizli biliyorum.
Hayat, acıyı da katık eder bazen ekmeğimize,
Ama her lokmada bir direnç, bir iman var...

Ben öğrendim:
Yorgunluk sadece bedene değil,
Ruhun taşıdığı yüktür esas olan.
Ama yükün altında ezilmedikçe,
İnsan insanlaşmaz.
Ve kırıklıklar bazen
En güzel ışığı sızdıran çatlaklardır.

Şimdi önümde kalan yolda
Her adımımda bir teşekkür var;
Yaşadıklarıma, öğrendiklerime,
Gitmişlere ve kalmışlara…
Çünkü hepsi bendeki "ben"i yazdı.
Ve hâlâ yazılacak çok şey var.

Geriye ne mi kaldı elli beşten sonra?
Hayatın özü…
Bir tutam hüzünle yoğrulmuş bilgelik,
Gözyaşıyla yıkanmış umut,
Ve bir daha asla boşa harcanmayacak zaman…

Erol Kekeç/27.07.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...