Ayağa kalk dediler, kalktık,
Künyemizi yırtıp tarihin alnına kazıdık,
Umudu tuttuk ellerimizden kan damlarken,
Düşe kalka yürüdük,
Nice baharlar gördük,
Nice kışları ayakta atlattık...
Sandık ki vatan bizim,
Sandık ki adalet haktır,
Sandık ki yeminler göğe ulaşır,
Meğer kürsüye kim çıkarsa
Onun hükmü bakiymiş,
Onun sesi kanun,
Onun sözü kadermiş...
Bir lokma ekmek için eğilmeyen,
Hak için susmayan diller,
Bir baktık ki meydanda yalnız,
Ama oturanlar taht sahibi olmuş...
Ne yeminler edildi,
Ne büyük sözler verildi,
Birer birer eridi zaman içinde,
Ve hep aynı masal söylendi:
“Halk için geldik” dediler,
Ama hep halktan aldılar,
“Kurtaracağız” dediler,
Ama her seferinde kendilerini kurtardılar...
Bir zamanlar koca dağlardık
Şimdi bir avuç toprağa düştük
Bir zamanlar asil olanlar,
Şimdi sessiz bir figan oldu.
Ne ceket kaldı ne metelik,
Ne haysiyet ne şeref…
Önce ekmeğimizi çaldılar,
Sonra onurumuzu kemirdiler.
Adaletin terazisi mi dedin?
Bir o yana, bir bu yana kayar,
Paran varsa düze çıkarsın,
Yoksa ömrün yasla geçer...
Ahlak dedik, yüce bildik,
Ama her kural güce eğildi,
Hak dedik, hukuk dedik,
Ama masanın altına itildik.
Ve şimdi…
Ayağa kalktık ama oturacak yerimiz yok,
Sofralar kuruldu ama bize kırıntı düşmedi,
Konuşacak sözümüz var ama duyan kulak yok,
Kulaklar tıkalı, vicdanlar mühürlü...
Adalet bekledik ama terazinin kefesi çoktan satılmış,
Üstüne bir de bize “sabır” öğrettiler,
Bir elimiz boş, bir elimiz yara içinde.
Yine de ayaktayız,
Yine de yılmadık.
Çünkü biliriz ki,
Zulüm baki olmaz,
Ve er ya da geç,
Hak yerini bulur.
Biz susmayız,
Biz eğilmeyiz,
Biz vazgeçmeyiz.
Çünkü biliriz ki tarih,
Dik duranların alnına yazılır,
Ve çürüyen her saltanat
Kendi gölgesinde boğulur...
Erol Kekeç / 13.03.2025 / Namazgah / İST
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder