Erol Kekeç’in duygularına selamla
Isırgan tarlasında yalınayak yürüyorum,
Sivrisineklerin vızıltısı tenime kazınıyor,
Bacaklarımda kabaran acı, bir yol arkadaşı,
Yılanların sessiz dansı, nereden çıkacak bilinmez.
Ama yol uzun, ben hala başındayım,
Yüreğimde bir sancı, aklımda bir fırtına,
Gece kararıyor; yolum karanlıklar içinde aydınlanıyor...
Bir yolcuyum, rüzgârda savrulan bir yaprak,
Ayaklarımda kan, ellerimde yitik hayaller,
Yürüdükçe anlıyorum; yaşamın bu olduğunu,
Acılarla yoğrulan bir türkü,
Her adımda haykırır içimdeki ses:
“Durma, koş! Güneş hırsızları beklemez seni.”
Yollar bana dar, dağ gibi önümde engeller,
Ama ben o taşları avucumda ezerim.
Her sivrisinek, her ısırgan bana sorar:
“Neden bu yol?”
Çünkü bu yol, benim özgürlük sınırım,
Kendi karanlığımı aydınlığa çevirdiğim meydan...
Sazım elimde, türküler dökülür dilimden,
Her notasında bir acı, her sözünde bir umut.
Karanlık ne ki?
Bir adım daha atınca, gün doğar.
Isırganlar biter, yılanlar susar.
Ve ben, güneşe selam dururum...
Güneşi çalmak cesaret işidir;
Korku bilmeyenlerin, yüreği titremeyenlerin,
Gözlerini karanlığa dikerek,
Aydınlığı avuçlarına alanların işidir.
Ben o cesareti, tarlalardaki ısırganlardan,
Sivrisineklerin bitmeyen vızıltısından öğrendim...
Gökyüzünde süzülen kuşlar yol gösterir,
Her kanat çırpışında bir umut fısıldar:
“Durma! Karanlık seni yutamaz.
Sen, kendini aydınlığa taşıyan güneş hırsızısın.”
Ve ben, bu çağrıyla yürürüm...
Her adımda, geçmişi geride bırakırım.
Elveda karanlık, elveda eski ben!
Aydınlıkta yeni bir yol bulurum,
Kendi hikâyemi yazarım,
Güneşin altında alnım açık,
Emeğimle ışığı çalar,
Tüm dünyaya dağıtırım...
Isırganlar bana yol açar,
Sivrisinekler türkümü çalar.
Ve ben yürüdükçe, her engel diz çöker,
Yıldızlar parlamaya başlar,
Karanlığın köşelerinde saklı kalanlar,
Güneşin sıcaklığıyla erir...
Bir gün geldiğinde,
Emeğin ışığında yıkanır bu dünya.
Yarınlara umut olur adımlarımız,
Ve güneş, bizimle birlikte doğar.
Hayat, yeniden yazılır ellerimizle,
Her ısırgan bir çiçeğe döner,
Her karanlık, sonsuz aydınlığa...
Haydi şimdi, güneşi çalmaya!
Emeğin çapasıyla, terin gücüyle,
Yıkalım karanlığı, kurşunsuz bir ıslıkla.
Her adımda bir ışık patlasın,
Gözlerimize dolsun aydınlık yarınlar.
Çünkü güneş, onu sevenlerindir,
Ve biz, güneşi çalan özgür ruhlarız!
21 Mayıs 2012'ye selamla,
Bir haykırış, bir direniş türküsü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder