Kısacık bir ömrün yorgun savaşçısı olamam ben,
Sonsuzluğa açılmış kanatlarımı kırmam,
Gözlerimde bir ufuk var, sığmaz sınırlara,
Ve umutlarımı metanın zincirlerine bağlayamam...
Eşyadan öte, bir kıvılcımın taşıyıcısıdır adımlarım,
Meşalelerle ışık saçan bir yolculuğun yolcusuyum.
Küfem boşalsa da, her yeniden doğan günde,
Küllerimden dirilmeye inanırım ben!
Ey çağın karanlık simsarları,
Düşüncelerinizin sisli zindanlarından kurtulmaya ant içtim.
Körleşmiş yüreklerinizi delip geçen bir ışık,
Tırnaklarımla kazıdım umutlarımı,
Ve emekleye emekleye yükseldim ben...
Bir dostun yanında sükunete erer rahatlarım,
Kaygan zeminlerin üzerinde,
Ayak izlerimle bir istikamet çizerim.
Mayınlı yolları aşan sabırla
Depremlerle çatlayan ruhum ben...
Korkusuz Adımlarla
Bu yollar, bıktırır çoğu insanı,
Ama biz vazgeçmeyiz,
Çünkü biz, volkanların kalbinde yanan ateşleriz.
İnandığımız her şey için yürürüz,
Ve rolümüzü ekranların ötesinde oynarız...
Solmayacak bizim gülümüz,
Kınayanların çoğaldığını bilsem de,
Yüreğimdeki sözleri,
Karar kıldığım yoldan sapmadan yaşarım.
Kalbimin her atışı bir ahittir,
Kötülüğe karşı iyiliğin ordusunda bir neferim.
Ve sahtekarların perdelerini yırtan,
Bir yanardağ gibi patlayan bir kalp taşırım...
Dirilişin Sesi
Ey zaman! Sen şahit ol,
Kalbim yanar,
Ama bu yangın, rüzgarla azalmayan bir alevdir.
İçimdeki volkanlar patladıkça büyür,
Ve ben o ateşle yeniden doğarım...
Beşeri aşkların yankıları değil beni yakan,
Yaşayamadıklarımın savaşından doğan bir ateş bu.
Her gün, her an, yanan bir ışığım ben,
İçimden taşan coşkun sular gibi...
Gökyüzündeki turnalar,
Bilir misiniz?
Ben, gideni az bir yolun yolcusuyum.
Ayak izlerini takip etmem,
Kendi yolumu çizerim,
Ve umutlarım, taşan denizler gibi büyür...
Sonsuzluğa Adanış
Rabbim!
Dünya ve içindekiler,
Kalbime zincir vuramaz.
Kurban olmaktan kaçınmam,
Kanlarım yeryüzünde bir rehber olsun isterim...
Şehadet bir ödüldür, biliyorum layık olana verilir,
Layık olmaya çalışıyorum.
Bir vitrin süsü değil,
Hakikat yolunda bir şehit olmayı diliyorum...
Tatmin arayışlarından kaçarak,
Mutmain bir ruhla yürüyorum.
Çığırtkanların sesini duymaz oldum,
Ve gece baskıncılarının gölgelerine aldırmam...
Mazlumun Adalet Arzusu
Ben kimsesiz bir mazlumun sesi,
Ve insanlığa rahmet olarak gönderilen bir önderin izindeyim.
Kimseler gelmese de,
Kararımı verdim,
Ve gidiyorum.
Ey zaman,
Mazlumların ahları yakar gözlerimi.
Ama bu acıları sona erdirmek için,
Zalimlerle mücadeleye ant içtim...
Yeryüzünde hüküm,
Sadece hakikatin olsun,
Ve Rabbimin tayin ettiği ömrüm,
Ancak onun yolunda nihayet bulsun...
Büyük Bir Ahit
Ey Rabbim!
Bu sözlerime şahitsin,
İsteklerim beni saptırırsa,
Beni bana bırakma, Sana sığınıyorum...
Amipsel bir yaşam sürmeyeceğim,
Bir sümüklü böcek gibi,
İnsanlığımı aşağılamayacağım.
Bana dayanma gücü, istikrar ve sabır ver...
Ey dost,
Ben bir yanardağ gibi patlıyorum.
Ve bu patlamalar,
Hakikati haykırır gökyüzüne...
Bu dünyaya meydan okuyarak,
Mazlumların sesi olmaya ant içtim.
Ve bu yolun sonunda,
Sadece Rabbimin huzurunda duracağım...
Hakkın Yolunda
Ey zamanın dili,
Ben kimsesiz Allah’tan başka kimseye sığınmayan,
Bir mazlumun dualarında bir ışık olacağım.
Ve bu karanlık dünyanın,
Hakikatle aydınlanması için,
Son nefesime kadar yürüyeceğim.
Bu sözlerim bir ahittir,
Ve bu yolda durmadan,
Hakkın yolunda yürümeye devam edeceğim…
Erol Kekeç/18.02.1995/ Elazığ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder