Bembeyaz bir örtü gibi serildi zaman,
Gecenin en sessiz anında indi kar.
Günahın, acının, sefaletin üstüne,
Kapanmaz bir yara gibi düşer geçmişe...
Sessiz bir çığlık olur her bir kar tanesi,
Gökyüzünden süzülüp yere inerken.
Kaybolan izlere şahit olur usulca,
Ve dillerde bir dua gibi yükselir...
Bir çocuk gülümsüyor soğuğa aldırmadan,
Avuçlarını açmış, karı seyrediyor.
Her tanesi bir umut, her biri bir lütuf,
Her biri gökyüzünden inen bir rahmet...
Ama ne zor Rabbim, bembeyaz kalmak,
Bu kirli ellerin arasında!
Ne zor adil olmak, ne zor merhametli kalmak,
Her şeye rağmen çamura bulanıyor ruhlar...
Gözlerimde bin yıllık yorgunluk,
Ellerimde nasır tutmuş dualar.
Dünya dönüyor, insanlar uyuyor,
Ve bir yetim, rüyasında ekmek arıyor...
Zulmün Üstüne Yağan Kar
Dünya bir çark, durmadan döner,
Kimi ezilir, kimi unutur vicdanını.
Beyazı görenler siyaha bulanır,
Doğrular eğrilir, eğriler daha gür çıkar...
Saraylar yükselir, vicdanlar yıkılır,
Bir lokma ekmeğe muhtaç çocuklar,
Altın tabaklarda haram yenirken,
Sessizlik, zulmün dili olur…
Ey bembeyaz kar, neyi saklarsın?
Mazlumun gözyaşlarını mı?
Yetimin açlığını mı?
Zalimin yok olmuş vicdanını mı?
Ama unutma, kar erir,
Ve hakikat eninde sonunda ortaya çıkar...
Bir Bilgenin Suskunluğu
Bir bilge yaşlı adam suskun,
Sırtında yorgunluğun yüküyle eğilmiş.
Bembeyaz karın üzerinde yavaşça,
Geride iz bırakmamaya çalışıyor...
"Ey oğullarım, ey torunlarım," der gibi,
"Bu dünya kirlenmek için mi yaratıldı sanırsınız?
Hayır! Bu dünya arınmak içindir,
Her düşen kar tanesi bunu hatırlatır,
İnsana geçiciliğini fısıldar..."
Ama kim dinler ki artık bilgeyi?
Kulaklar müziğe, gözler ekranlara,
Yürekler mala, mülke kilitlenmiş,
Ve hakikat unutturulmuş…
İnsan ve Beyazlık
Ey insanoğlu, ey bencilliğin esiri,
Kaç parça beyazlık kaldı ellerinde?
Yetimin gözyaşında mı, mazlumun duasında mı?
Kaç kar tanesi dayanır nefesine?
Sen ki her şeyi satın alabileceğini sanırsın,
Şanı, şöhreti, dostluğu, aşkı...
Ama satılamayan tek şey vardır,
Kirlenmemiş bir vicdanın aydınlığı…
Ey insanoğlu, bu dünya bir handır,
Malın da, mülkün de emanettir!
Ama sen emaneti tanımazsın,
Beyazı kirletir, kirliyle dost olursun...
Son Çığlık
Rabbim, yüreğim titriyor, gözlerim yanıyor,
Ne kirli bir sahne çizilmiş önüme!
Bir yanda şatafat, israf ve kibir,
Bir yanda soğukta titreyen çocuklar…
Ve kar yağıyor usulca,
Zulmü örtmek için değil,
İyiliğin yolunu aydınlatmak için,
Hakikati hatırlatmak için yağıyor…
Gün gelecek, kar bile yağmayacak,
Çünkü dünya, beyazı tutamayacak kadar kararacak!
O gün geldiğinde ey insan,
Ne ile temizleyeceksin kendini?
Ey Rabbim, beni beyazlığın içinde tut,
Beni bu kirli dünyanın parçası etme.
Bırak, düşen her kar tanesinde adını anayım,
Ve bembeyaz bir dua gibi, sana döneyim...
Erol Kekeç/Şubatın sonları Kar yağışı/2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder