Bir deniz var, dalgaları dev,
Bir kaptan var, yürütür hep.
Rüzgâr ne yandan eserse essin,
O hep dümeni tutan eldir...
Su üstünde kalmak sanattır,
Batmaksa zayıfların kaderi.
O, suyun altında ne varsa bilmez,
Ama bilir göğsünü kabartmayı...
Başına gelen her fırtına,
Düşmanlarının eseridir.
Her açan güneşse onun marifeti,
Dünya, onun kudretine şahittir...
Yelkenleri şişiren rüzgârsa,
Onun sözleridir;
Ama gemi yalpalarsa,
İhanet pusudadır der...
Ne zaman ki övgüler dizilir,
"Düşmanlarım bile hakikati gördü,"
Ne zaman ki eleştiri gelir,
"Kıskanıyorlar beni," diye haykırır...
Bir hata yapılırsa,
"Affedin beni, helallik verin,"
Ama baş eğmek mi?
O, ona göre değil...
Mertliğiyle övünür,
Lakin eğilmek bilmez.
Dik durmak adıdır,
Ama kibir mi? Haşa, iftiradır...
Sular çekildiğinde altı boş çıkar,
Ama o hala suyun üstündedir.
Çünkü yüzmeyi değil,
Batmamayı öğrenmiştir...
Ayna karşısında gülümser,
Kendi suretine methiyeler düzer.
İçinde fısıldayan sesi dinler,
“Sen en iyisini bilensin..."
Deniz biter, kara görünür,
Ama o denizi inkâr eder.
Toprakta yürümek zor gelir,
Çünkü orada dümen yoktur...
Fırtına kopsa da,
Gemisi yine de yol alır.
Çünkü onun pusulası,
Hep kendi etrafında döner...
Bir gün belki deniz durulur,
Bir liman çağırır uzaktan.
Ama o limanı da beğenmez,
Çünkü rotasız bir yolculuğun kaptanıdır...
Ve bir gün su gerçekten tükenirse,
O denizi anlatmaya devam eder.
Çünkü en büyük felsefeci,(!)
Gerçeği eğip bükmeyi bilendir...
Bahadır Hataylı/03.03.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder