Alnı secdede, eli haramda gezer nice serdar,
Her sözleri dua gibi, her işleri bir mezar.
Kul hakkını şerbet sanır, içer içtikçe semirir,
Yetim ağlar, o kadeh kaldırır, meclis meclis delirir...
Hakkı konuşan susturulur, iftirayla bezenir,
Zalim tahtta hüküm sürer, adalet diz çöker iner.
“Biz halka hizmet için geldik” der, sonra cüzdanı şişirir,
Her ihale cennettir onlara, kulun ömrü eksilir.
Sözleri ballı, yüzleri ak, lakin içi küflü hurda,
Yalandan saray kurarlar, içinde oturur softa,
Kürsüde hamaset dolu, vicdanı sahte kefen,
Güvenilirlik postuna bürünmüş bin hilekâr düzen...
Bir yandan besmele çeker, öte yandan kasa deler,
Vicdan terazisinde yok, paraya kul olmuş her yer.
Namus dillerinde sus, dürüstlük afişte yazı,
Halk unutsa da kader unutmaz, adalet bekler saati...
Çaldıklarını dua ile yıkar, her suç için bir dua,
İnşa ederken sarayları, yıkarlar halkın rüyasını
Ey sahte dürüst, ey hırsızlığa makyaj çeken adam,
Bir gün bu millet uyanır, yutmaz artık yalan tamam...
Sanma ki her alkış ebedî, her kürsü sağlam kalır,
Bir sarsılır ki temelin, ardında sadece çamur kalır.
Zaman terazidir, tartar seni bir gün herkesin önünde,
Ve sen en dürüst görünürken, çıkarsın en hilekâr biçimde...
Tilhabeşlifilozof/19.05.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder