13 Mayıs 2025 Salı

Yolun Kenarında Bir Tabut


Gece ile gündüz arasında sıkışmış bir vakitte,
Ne sabahın umudu var gökyüzünde,
Ne de gecenin koyu karanlığı.
Adımlarım beni tanımadığım bir yola çıkardı.
İçimde bir şey susuyordu uzun zamandır.
Konuşmaya korktuğum, hatırladığımda kalbimi sıkan bir şey.

Yol…
Uzayıp gidiyordu önümde.
Boştu. Sessizdi. Soğuktu.
Ama yolun kenarında bir şey vardı.
Sanki bir çığlık oraya bırakılmıştı.
Gözlerim oraya çekildi.
Kalbim bir an durdu sanki…

Bir tabut.
Kimsesiz. 

Sahipsiz. 

Sessiz.
Ne bir ağıt, ne bir dua.
Sadece rüzgârın çıplak uğultusu sarıyordu etrafını.
Ve ben, yanına yaklaşırken içimde bir tanıdıklık hissettim.
Sanki o tabutta yatanı biliyordum.
Ama adını hatırlayamadım.

Eğildim.
Bir dua fısıldadım.
Elleri titreyen bir çocuk gibi dokundum tahta yüzeyine.
Ve o anda içimde bir görüntü belirdi:
Sustum dediğim her şey, o tabutun içindeydi.
Kırıldığım ama dile getirmediğim anlar…
Vedalaşmadan ayrıldığım insanlar…
Bağışlayamadığım hatıralar…
Hakkını helal etmeyen bir yanım…

O tabut, yolun kenarında değil,
kalbimin kenarındaydı.
Hep yürüdüm, hiç bakmadan.
Ama o beni bekliyordu.
Benim göz göze gelmemi,
Bir "hakkını helal et" dememi,
Bir "seni anlıyorum" diyebilmemi…

Sonra rüzgâr durdu.
Gökyüzü hafif aydınlandı.
Sanki tabut, bir gölgeden yapılmıştı.
Ve ben yüzümü ona çevirdiğimde,
Gölgeler dağılmaya başladı.

"Teşekkür ederim," dedi sessizce.
"Artık gidebilirim."

Ben yürümeye devam ettim.
Ama artık içim daha hafifti.
Sanki yıllardır sırtımda taşıdığım bir yük,
Yolun kenarında kalmıştı...

Erol Kekeç/20.07.2024/Sancaktepe/İST

Babam Rahmetlinin 30.ölüm yıl dönümü anısına yazmıştım ona ithaf ediyorum...

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...