Yer der ki:
Ey gökyüzü, üzerimde uzanan sonsuz çatı,
Niye bu kadar bol dökersin sevdanı?
Sularınla yıkarsın yüzümü,
Ama sırtımda açılmayan yaralar büyür.
Bilirsin, bu insanlar beni nasıl da kullanır?
Yüzümü güldürmek için attığın damlalar,
Şimdi taşırır derelerimi, kokuları deler bağrımı,
Aşkının yüceliği bu mudur, ey gök?
Beni yorar, usandırır aşkının narı...
Gök,
Ey güzel yer, altında hareket ediyor benim bahtım,
Sana olan aşkım, yıldızlarla yarışıyor her akşam.
Sularım, senin yeşiline özlemimdir,
Göndermezsem kurur, kaybolur ihtişamın;
Ama şunu bil, aşkımın dengeleri vardır,
Sana hayat vermek içindir her bir damlam...
**Yer, **
Ama ey gök, insanoğlu anlamaz bunu,
Benden olup olmadığına bakmaz beni yorar,
Üstümde yapılar, betonlar yükselir,
köklerimin ayrıştığı damarlara çelik saplanır.
Suların, taşıdığım her şeyi boğar,
Ama seni kıramam, bu döngüyü bozamam...
Gök,
Sana olan aşkım insanlarla karşılaşır,
Onlar gelir; bizse onları da kucaklarız,
Toprağın yorgunluğunu yaşarım,
Ama senin durumunu izlemek yüreğimi yakar.
Gönderdiğim sular birer armağan,
Üzerindeki hayatı yeşertmek için.
Birlikte büyüttüğümüz bahçeler var,
Unutma, biz birbirini izleyen ayna gibiyiz...
Yer,
O zaman, ey gök, dengeyi öğrenelim,
O zaman beni kurutma yormadan sev,
Çünkü senin aşkın, bazen hiddetli olur,
bazen beni sel alır, bazen çatlaktan yanar bağrım,
Benim sana söylediğim, ölçüleri gönder,
Yoksa üzerimde yaşam sönüp gider...
Gök,
Ey yer, bil ki her fırtınam sevda dolu,
Ama bazen insanlarda bu aşkı unutur.
Ben sana naz yaparım, bir bulutla gülümserim,
Bir çiçekle öperim sabahlarını.
Ama onların hoyrat elleri bizi ayırır,
Birbirimize olan bağımızı kesip koparır...
Yer,
Bilirim, ey gök, sen hep büyüsün,
Ama onların hırsı çetin, görmez ki?
Bir elimde susuz hayvanlar,
Bir elimde çıkar peşindeki insanlar.
Bitkiler ve hayvanlar bana şükrederken,
İnsanların havasına kin güder...
Gök,
insanların ne olduğunu bilirim, ey yer,
Ama biz onların üstündeyiz, onlar altımızda.
Biz bu aşkı koruyacağız, onlar da öğrenecek,
Senin toprak kokun ve benim yağmur sesim,
Bir gün onları uyandıracak.
Bilmezler mi, yıldızlarım bile seninle ışıldar,
Ay bile senin üzerinde doğmayı sever...
Yer,
Ey gök, senden her şey bende bir iz bırakır,
Bir çiçek, bir ağaç, bir kuş,
Ama insanlar, sesimi keser, beni bir yük sayar.
Üzerimdeki yaralar büyüyor,
senin yaydığın özgürlükler bile henüz olmuyor.
Birlikte başarmalıyız yeniden,
İnsanlara unuttukları dengeyi hatırlamamalıyız...
Gök,
O zaman bir söz verelim, ey yer,
Sana sağlanan her damla anlam bulsun,
Ve senin bağrında yeşeren her ot,
Bir barış çığlığı olsun.
Çünkü biz bize hep muhtacız,
Benim mavim, senin yeşiline,
Senin kokun, benim rüzgarıma…
Yer,
Ve insanlar, ey gök, bize kulak ver,
Toprağımla, suyumla, rüzgarımla,
Bu dünyanın evi, âmâ bunlar bizim kalbimiz;
Ne seni bırakabilirler, ne beni unutabilirler,
onlara hatırlatalım; bu bir yaşam döngüsü,
Ve biz bu döngünün bitmeyen şarkısıyız.
Gök,
O halde, ey yer, her bulutumda sana selam,
Ve her yağmur damlamda bir aşk fısıltısı.
Senin kuruman benim ölümüm olur,
Ama birlikte yeşerteceğimiz bahçeler,
Her seherde bize şükreder...
Yer,
Ve ben, ey gök, senin mavini saracağım,
Her çiçeğim açtığında seni öveceğim,
Her taşımda, her tohumumda,
Sana olan sevgimi gösteriyorum.
Ey insanlar, aramızdaki bu konuşma,
Bizim aşkımızdan size örnek olsun,
Ve bizden aldıklarınızı,
Doğaya geri verin...
Ey yaşam, şarkımızı duy,
Ve dünyayı bizim ellerimizle yücelt.
Biz gök ve yer, bir aşk masalıyız,
Ve bu masalı sonuna dek yaşatacağız...
Erol Kekeç/16.09.2024/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder