Bir çocuk tanıdım;
Gökyüzü bir ağırlıkla üzerime çöktü,
Yer yarıldı, karanlığın yedi kat derinine indim.
Toprak, ayaklarımın izini kabul etmedi;
Sular, bir damla şefkati benden esirgedi.
Rüzgâr nefesimi boğdu,
Bir soluk, bir hayal kadar uzağa düştü.
Ruhuma bir darbe indi,
Omuzlarım kırıldı,
Belim büküldü,
Zaman, dizlerimdeki gücü çekip aldı.
Avucuma konan o bir tutam yürek,
Ne ağırlıktı taşınmaz, ne hafiflikti unutulmaz.
Vicdanımın terazisi şaştı;
Bu sıkleti tartmaya yetmedi,
Kefeler darmadağın,
İçimdeki hak duygusu zehir zemberek...
Bir mezar aradım;
Bir metrekarelik yeri çok gördü bana dünya.
Gökyüzü, yeryüzü ve tüm ara katlar,
Sonsuz bir yankıyla ret etti varlığımı.
Kargalar bile leşime tenezzül etmedi,
Aslanlar gururla yanımdan geçti,
"Murdar bu!" diye homurdandı ormanın suskun kanunu.
Hayvanlar, doğanın tüm cömertliğine rağmen,
Bir yudum teselli sunmadı.
Bir çocuk tanıdım,
Ve onun bakışıyla eridim,
Dağ gibi benliğim, bir avuç toz oldu.
O gözler…
Ah o gözler, bana varoluşun ağırlığını hatırlattı.
Öyle bir çocuk ki,
Sözleriyle değil, sessizliğiyle sarstı evrenimi.
Beni benliğimden söküp aldı,
Bir uçurumun kenarında yalnız bıraktı.
Sorguladım:
Kimdim? Neydim?
Hangi geçmişi taşırdım omuzlarımda?
O bir avuç yürek,
Ne zaman benden kopmuştu da,
Şimdi avucumda yankılanıyordu?
O çocuğun gözlerinde gördüm;
Bir kefaret, bir yük, bir soru,
Ve cevaplardan kaçan koca bir ömür.
Ruhumun derinliklerinde bir savaş vardı,
Kendi kendine yankılanan çığlıklarla.
O çocuk, bana aynayı tutmuştu,
Ve gördüğüm suret;
Kanlı, yorgun, kirliydi.
Kendi varlığımdan korktum,
O karanlıkta kaybolmayı diledim.
Bir çocuğun bakışıyla dünya devrildi,
Evrenin tüm dengesi bozuldu.
Gökyüzü gözlerime ağladı,
Yer titredi.
Zaman, çocuğun sessizliğiyle durdu.
Şimdi, o çocuk nerede,
O yürek nereye savruldu?
Ben kimim,
Ve bu beden hangi hikâyenin suçlusu?
Bir adım daha atsam,
Belki düşeceğim dipsizliğe,
Belki yükseleceğim gökyüzüne.
Ama o çocuk,
Her ikisinin de anahtarını taşıyor.
Ve ben,
Kendi gölgemde kaybolurken,
Onun bana sunduğu sessizliği dinliyorum.
Çünkü bazen,
Cevaplar kelimelerden değil,
Sessizlikten doğar...
Erol Kekeç/21.10.2024/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder