9 Aralık 2024 Pazartesi

Yalanın Gerçeğe Bıraktığı Yer

Yaşam, yalanlarla süslü bir hikâye,
Her gün biraz daha eksilerek,
Kendi gerçekliğinden uzaklaşır.
Ve bir gün,
Ölüm denen soğuk bir gerçek,
Yerini alır o yanıltıcı masalların...

Güneş tepede,
Beyni kavuran o ateş,
Bir çeşmenin başında,
Suya uzanan ellerin boşluğa düşmesi,
Gerçek odur işte,
Son nefesin haberini veren...

Oysa, daha dün gibi,
Bir gülüşü vardı gökyüzünde,
Şimdi ise bir telefon sesi,
Bir kalp atışını sonlandırıyor ansızın.
Adını duyar gibi oluyorum,
Ama o artık sessizlikle konuşuyor.

Her ayrılık saatinin içinde,
Bir isim listesi saklıdır.
Kimin kalbinden hangi an kopacak,
Kimlerin adını duymayacak kulaklar,
Bilinmez ama hissedilir.

Yaşam; bir yanılsama,
Ölüm; bir gerçek.
Ve biz,
Bu iki uçurum arasında,
Yürüyen birer gölge gibiyiz...

Ansızın gelir haber,
Bir telefon sesiyle bölünür sessizlik.
O fani dünya,
Bir kişinin daha gölgesini kaybetmiştir.
Kelimeler donar dudaklarda,
Bir yudum suya hasret kalır anlamlar...

Bir çeşme başında,
Güneşin altında kavrulurken,
Son nefesin huzurunda bir gerçek belirir:
Bu yol,
Ne kadar uzun sanılsa da,
Ne kadar kısa olduğunun farkına varırsın...

Her giden bir parça alır bizden,
Ve her giden,
Gerçeğe biraz daha yaklaştırır bizi.
O ayrılış anı,
Aslında herkesin aynasıdır...

Bir telefon çalar,
Ve dünya durur bir an.
O kadar sıradan gelir ki o ses,
Ama taşıdığı yük,
Bir ömrü çökertecek kadar ağırdır...

Bir insan,
Bu fani dünyanın telaşından bıkar,
Ve ansızın gerçek âleme gider.
Gerçek,
O kadar sessiz gelir ki,
Kimse fark etmez onun büyüklüğünü...

Bir liste düşer önüme,
Her satırında bir isim,
Her isminde bir hikâye.
Kimisi güldürmüş,
Kimisi ağlatmış,
Ama hepsi gitmiş…

Ve sen bilirsin,
Bir gün o listeye yazılacak adın.
Belki güneş tam tepede,
Belki de gece yarısı,
Ama bir gün,
Gerçeğin o soğuk kollarında bulacaksın kendini...

Yaşam;
Bir hayalin peşinden koşmaktır.
Ölüm ise,
Hayali gerçeğe dönüştürmek.
Ve biz,
Bu iki satır arasında sıkışıp,
Kendi hikâyemizi unuturuz...

Erol Kekeç/03.09.2024/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...