19 Kasım 2024 Salı

Gazze'nin Çığlığı-Yürekten Gelen Çağrı

 

Gazze’nin sabahı bir başka uyanır,
Güneş doğmaz burada, alevler sarar ufku.
Her sokakta sessiz bir çığlık yükselir,
Kırılmış oyuncakların, kaybolmuş rüyaların sesidir...

Bir çocuk, küçücük elleriyle toprağı kazarken,
Bulduğu sadece bir yürek parçasıdır.
Kendi kalbinin yankısını arar o toprakta,
Ama her adımında ölümün nefesi hissedilir...

Gökyüzü, yıldızlarını çoktan kaybetmiş,
Gözyaşlarıyla yıkanmış kara bulutlar,
Bombaların izini taşır bir lanet gibi.
Ve toprak, her gün yeni bir canı gömer kucağına...

Bir annenin ağıtı, dağları deler burada,
"Yavrum," der, "oyuncaklarını unutmuşsun."
Ama bilmez ki o oyuncaklar,
Artık bir mezar taşının süsüdür...

Süt kokulu beşiklerde değil,
Barut kokan sokaklarda büyür çocuklar.
Ninni yerine bomba sesleriyle uyurlar,
Bir annenin kollarında, sessiz bir vedayla...

Ellerini açar anneler gökyüzüne,
Ama dua etmezler artık,
Çünkü duaları bile kurşunlanmıştır.
Gökyüzüne açılan her el,
Yalnızca acıyı taşır yeryüzüne...

"Biz ne yaptık?" der küçük bir ses,
"Biz sadece yaşamak istedik."
Ama yaşam Gazze’de,
Bir lüks, bir hayal, bir masaldır artık...

Çocuklar oyun oynamaz burada,
Taşlar ve dumanlar onların oyuncaklarıdır.
Bir evin yıkıntısında,
Saklanarak bulurlar hayatta kalmayı...

Ama yine de bir umut ışığı yanar,
Küçücük gözlerinde.
Çünkü çocuklar,
Her zaman bir geleceğe inanır...

Gazze, bir direnişin adıdır.
Her yıkılmış duvarda,
Yeniden inşa edilen bir umut vardır.
Bir tankın karşısında duran çocuk,
Cesaretiyle tarih yazar...

Her bomba, bir can alırken,
Aynı zamanda bir mücadeleyi ateşler.
Gazze’nin taşları bile direnir,
Ve her toprak zerresi,
"Biz buradayız!" diye haykırır.

Ey dünya, nerdesin?
Hangi lüks sokakta yürüyorsun?
Gazze yanarken,
Hangi kahveni yudumluyorsun?

Sessizliğin bir suç ortağıdır,
Her suskunluk bir kurşundur.
Ve her görmezden geliş,
Bir çocuğun hayatına mal olur...

Dünyanın gözleri,
Gazze’ye bakmaktan korkuyor.
Ama biz, bu acıyı unutmuyoruz,
Unutturmayacağız!

Yine de Gazze’de bir umut filizlenir,
Yıkıntılar arasında bir çiçek açar.
Bir çocuk, elinde küçük bir uçurtmayla,
Gökyüzüne yeniden bakar...

Ve o uçurtma,
Barışın sembolü olur bir gün.
Gazze’nin çocukları,
Yeniden kahkahalarla dolacak...

Çünkü bu şehir, sadece acının değil,
Aynı zamanda umudun adıdır.
Ve umut, hiçbir bombayla yıkılamaz.

Ey insanlık, bu şiir senin içindir.
Gazze’nin çocuklarını unutma!
Çünkü bir çocuğun gülüşü,
Bütün dünya için bir kurtuluş olabilir...

Gazze’nin gökyüzünde,
Bir gün barış uçurtmaları süzülecek.
Ve o gün geldiğinde,
İnsanlık, vicdanını yeniden bulacak...

Bahadır Hataylı/17.11.2024/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...