İyi adamlar yalnızlıktan ölür,
Kendi duvarları içinde sessizce,
Bir mum gibi erirler, fark edilmez,
Kalplerindeki iyilik, kimsenin gözüne görünmez...
Oysa iyi kadınlar,
Kötü adamların balkonlarında süzülür,
Gökyüzüne bakar, hayaller kurar,
Yıldızlarda, kaybettikleri masumiyeti arar...
Bu nasıl bir ironi ki,
İyi yürekler hep bir başına,
Sevgiye hasret, bir köşede beklerken,
Zalim olan hep ön safta, hep gözde...
Neden mi yalnız kalır iyiler?
Çünkü gözlerinde yalan yok,
Sözlerinde oyun yok,
Her cümleleri doğru, her adımları güvenle atılmış...
Ve belki de bu yüzden,
Yalnızlık çeker onları sessiz sokaklara,
Yıldızsız gecelere, ışığın sönük kaldığı anlara,
Düşüncelerinde ağır bir hasretle dolaşırlar...
Ama iyi kadınlar,
Neden kötü adamların balkonlarına sığınır?
Nedir onları o acı yola sürükleyen,
Nedir onları o kör karanlığa çeken?
Belki de bir umut arayışı,
Belki de bir kurtuluş inancı,
Gökyüzüne bakarken o balkonlardan,
Kaybettikleri ışığı yeniden bulacaklarını sanırlar...
İyi adamlar ve iyi kadınlar,
Biri yalnızlığa mahkûm, diğeri yanlış ellere,
Her ikisi de gökyüzüne bakar,
Ama farklı açılardan, farklı acılarla...
Ey iyi adam,
Belki yalnızlık senin kalkanın,
Seni kötülüklerden koruyan,
Ve ey iyi kadın, belki gözlerin o balkondan,
Bir gün gerçek sevgiyi görecek...
Ama şimdi,
Bu döngüde,
Herkes kendi yolunu ararken,
Gökyüzü, iyilerin tek dostu olmaya devam eder...
Bahadır Hataylı/26.07.2024/Sancaktepe/İST
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder