5 Kasım 2024 Salı

LEYLAMA AŞKIM

Kaderi kara, yaralı bir ceylan mısın sen?
Ömrün yeter mi göğsüne güzellikleri çekmeye?
Kayalar yumuşamış, merhamet taş kesilmiş,
Fırat deli deli coşmuş akarken geçemezsin,
Kan dolmuş derelere, içemezsin;
Susuzluğunu gözyaşınla dindir, acıların bilensin...

Gökyüzü bulutlarla örtülmüş, seni karalar sarmasın,
Yüreğimin ikliminden serin bir rüzgar esti, sessiz, sakin;
Söz verdik hayata dokunmadan yaşamaya,
Hangimiz alınacak bu duman tüterken?
Dizlerim çözüldü, dilim tutuldu, içimde hüzün kaynıyor,
Söyle bana sevdiğim, bu karmaşa ne zaman sona eriyor?

Okudum, anlamadım, yutkundum, boğuldum,
Ellerimde nasır, gözlerimde inanç, dilimde düğüm.
Hangi yola düşeyim, hangi izden gideyim, söyle sevdiğim,
Buzlar örtü oldu üstüme, içim fırın gibi yanıyor;
Hasretin, hasretime gölge, bir gülüşle can buluyorum,
Sanma ki yıldızlar aydınlatıyor karanlığımı,
Bu ışıklarla içimdeki geceyi dağıtamıyorum...

Şaşkın bakışların arasında titreyen kalbim,
Aldırma korkulara, hoplayan yürekle gelen nefesim!
Aşk, demir gibi saplanmış benliğime,
Karanlıkları rüzgarımla savurmuş, düşlerinde konaklamışım;
Ben bu aşka demir attım, iskeleyi ateşe verdim,
Leyla mı Mevla mı buldum bilmiyorum;
Mevla’nın diyarında, başka yurt neye gerek arayayım...

Erol Kekeç/Şubat-2021/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...