Bir düşünce kumaşı, dokusu zarafetle örülü,
Her bir ilmik, bir annenin dualarıyla işaretlenmiş,
Her Sesi bir babanın öğüdüyle sabitlenmiş;
Kumaşı güzel derler eskiler,
Bu insanlar bir bahar sabahı gibi ferahlatır...
Nezaket…
Sözlerinde bir güvercin kanadı,
Adımlarında bir nergis kokusu.
Bir insanın kumaşı güzel ise,
Kırılmaz, incitmez,
Sessizce onarır kırık ruhları...
Bir ev vardı, küçük ama sımsıcak,
Tahtaları gıcırdar ama yüreklere huzur verirdi.
O evde, anne sevgi dolu sözlerle fısıldardı,
Ve baba, hayatı suskun bakışlarıyla anlatılırdı...
Her çocuk bir aynası gibi,
Ailesinin ışığını taşıyor yüreğinde.
Samimiyet, terleyenlerden süzülen,
Nezaket, bir çay bardağını uzatırken ki incelikte...
Bir bak insanın, gözlerinin derinliğine,
Hangi sokaklarda büyüdüğü görünüyor.
Bir kelimesinde saklıdır geleneği,
Ve suskunluğunda gizlidir, babasının sabrı...
Bu dünya kaba, hoyrat ve hırçın,
Ama nezaket bir çiçek gibi onun ortasında açar.
Kumaşı güzel insanın sözü şifadır,
Yarası olsa da, yaralamaz başkasını...
Bir selamda, bir teşekkürde,
Bir çocuğun saçını okşayan o ellerde saklıdır nezaket.
Kimi zaman bir şiirdir içeriği okunan,
Kimi zaman da bir türküdür kalpten kalbe akan...
Gözlerin yalan söylemez, derler.
Samimiyet, insanın tek gerçekliğidir.
Kumaşı güzel olan, maskeler takmaz,
Ne ise odur; bir gün güneş, bir gün yağmur...
Bir gülümseme yeter bazen,
Kalplerde yumuşak bir rüzgâr estirmeye.
Samimiyet çocukların gözlerindeki masumiyettir,
Ya da bir yaşlının ellerindeki hayat çizgileri...
Küçük yaşta öğrenilir doğruluk,
Elindeki güzellikleri paylaşmayı,,
Ve sofradan önce büyüklerin duasını beklemek,
Kumaşı güzel olan, sofraya bereket getirir,
Ve oturduğu yerde her yerde bir çiçek bırakır...
Bir insanı nasıl bilirsin?
Düşerken kaldırdığı ellerden,
Sözlerindeki duruluktan.
Terbiye, rüzgarın dokunduğu su gibi,
Hafif ama etkileyicidir...
Kumaşı güzel insanlar akıllıdır,
Ama bu akıl, bir kibir nişanı değil,
Bir yol gösterici yıldız gibidir.
Söyledikleri söz, açan bir çiçeğe benzer,
Dileyen koklayarak bir ömür geçirir...
Bir meseleye zarafetle yaklaşmak,
Kendini bilmek ve haddini aşmamak…
İşte, kumaşı güzel olanların en büyük gücü budur.
Akıl ve zarafetin birleştiği yerde,
Hayat bir sanat eserine dönüşür...
Eskiler bilir, kumaşı güzel olanın izi kalır.
Bir çocuğun oyunlarına saklanma samimiyeti,
Bir annenin sesinde yansıma olur.
Ey eski zamanlar…
Bir sofraya oturmanın hazzı,
Hangi güzellikler arasında saklıdır...
Kumaşı güzel insanlar azalıyor,
Ama bir arada yaşıyorlar.
Bir sokak başında bir selam,
Bir çarşıda bir gülümseme olarak…
Her insan bir kumaştır,
Kimisi ince ipek, kimisi sert bir keten.
Ama asıl değer,
O kumaşın nasıl işlendiğidir...
Eğer kumaşı güzelse bir insanın dokunduğu,
Hayatına girdiği şey,
Ondan bir parça taşır,
Bir kuş yuvasına konmuş tüy gibi,
Hafif ama etkili, durur...
Bir kar gibi yağar yaşam üzerimize,
Ama asıl güzellik,
O karın altında saklı olandır.
Nezaket,
Bir insanı insan yapan,
Kumaşını güzel kılan detaylardır...
Ve biz,
Her yeni günle,
O kumaşı daha da güzelleştirmeliyiz...
Erol Kekeç/10.11.2024/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder