26 Kasım 2024 Salı

Ruhun Kapısında

Bir gecenin sessizliğinde,
Yıldızlar yere sarkar,
Gökyüzünün tüm gücüyle
Toprağın kalbine dokunur.
Bir rüya burada başlar,
Özgürlüğün adını fısıldar.
“Zincirleri kıran eller,” 
“Bir gün o kapıyı aralar...”

Nehirlerin gözyaşları akıyor,
Akar dağların eteklerinden,
Sessizce haykırır onun damlası,
“Yeter artık bu Acı!”
Ve toprak, o ıslak toprak,
Bu duaları içine çeker,
Bir gün umut fidanları yeşertecek gibi...

Rüzgâr eser,
Ormanın derinliklerinde,
Her ağaç, bir direniş abidesi.
Yapraklar titreşir,
Fısıldarlar insanlığa:
“Ruhun zincirlenemez,
Köklerin bağlıdır ama,
Dalların göğe yükselir...”

Ey insan,
Elindeki anahtara bak!
Kırılmış bir zincirin parçaları nelerdir?
Yoksa bir yolda ilerleme cesareti mi?
O kapı ki,
Özgürlüğe açılır,
Ve onun adımını, Allah'a yaklaştırır...

Bir çığlık yükselir geceye,
Gökler bu çığlığa yankı olur.
“Kaybedecek neyimiz var?”
Diye bu sese sorar.
Sahip olduklarımız
Bir sığınakta saklı kalmış hayallerdir.
Ama kalbimizdeki inanç,
Bir dağın zirvesinden daha güçlüdür...

Gökyüzü yere dökülür,
Yıldızlar ışıklarını sunar.
Toprak, merhametle yarasını sarar.
Bir annenin sabrını taşır.
Bir çocuğun anılarıyla yıkanır.
Ve o kişiler üzerinde,
İnsanlık yeniden ayağa kalkar...

Kuşlar süzülür göğün derinliklerinde,
Kanatlarında barışı taşır.
Onun çırpınışı, bir nefesi,
Onun süzülüşü, bir duası.
“Sabır” der kuşlar,
“Özgürlüğe çıkan yol,
Sabırla sınırı çizilmiş taşlardan geçer...”

Bir zaman gelir,
İnsanlığın boyundaki prangalar,
Dua ile kırılır.
Ve o kırılan zincir,
Bir adım daha yaklaştırır bizi,
O sonsuz huzura.
O anahtar ki,
Allah'a açılan kapıyı açar...

Zulme karşı duran bir babanın öfkesi,
Göğsündeki imanla yoğrulur.
Bir annenin duaları,
Geceyi deler, yıldızlara ulaşır.
Ve bir çocuğun bakışında, 
Bir gelecek kurulur.
O görünenler,
Bir toplumun  saklı dostudur...

Ey toprak!
Sakla bizim dualarımızı,
köklerinden çıkar,
O ağaçların dallarına as;
Bırak gökyüzüne uzansın,
Bırak yıldızlar görsün.
Çünkü onun duası,
Bir zincir daha kırar...

Bir rüzgar eser,
Ruhun derinliklerinde.
O rüzgar ki,
İmanla yoğrulmuş bir inançtır.
Ruh, şaha kalkar,
Bu rüzgarlar ortaya çıkar.
Ve insan,
Kendi İçindeki gücü fark eder...

Bu meydan mezardaki canlarla dolu,
Zulme karşı bir direniş başlıyor.
Ama bu direniş,
Kılıçlarla değil,
Dualarla, sabırla verilir.
Ve bu mücadelenin,
Her nefesi bir dua,
Her adımı bir zafer olur...

Ey yıldızlar!
Dökülün yere,
Gökyüzünün rahmetini taşıyın.
Toprakla yetinmeyip,
insanın ruhuna kavuşun,
Çünkü insan,
Yıldızlardan düşen bir ışık gibi,
Zincirlerini kırıp yükselir...

Bir gün gelir,
Onun prangası kırılır, Kahramanlığı onun oğlu
bulur.
O gün,
Toprak gözyaşlarını bırakır,
Nehirler sevinçle taşar.
Ve insanlar,
Allah'a kavuşmanın huzuruyla dolup taşar...

İşte, insanlık!
Bu kapının önünde.
Anahtarı elinde,
Cesareti yüreğinde.
Kapıyı açacak dirayette,
Çünkü kapının ardında,
Sonsuz özgürlük ve huzur seni bekliyor...

Bir kuş gibi hafif,
Bir dağ gibi güçlü,
Bir yıldız gibi kapsamlı ruhlar,
O kapıyı aralayacak.
Ve biz,
Allah'a kavuşmanın huzurunda,
Gerçek özgürlüğü tadacağız...

Bu şiir,
Zincirlerin kırıldığı,
Duaların yükseldiği,
İnsanlığın dirildiği,
Bir mücadelenin hikayesidir;
Onun her mısrası bir dua,
Her sözü bir umuttur.
Ve bu mücadele,
O kapının önünde,
Son nefeste tamamlanır...

Ey Allah'ım!
Bizi o kapıya ulaştır,
Anahtarı  açmayı kolaylaştır,
Ve son nefesimizde,
O kapının ardındaki rahatlığı tattır,
Çünkü özgürlük,
Ancak Sana kavuşmakla anlamını bulur...

Erol Kekeç/03.11.2024/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...