Derlerse:
“Türkiye hukuk devletidir.”
Gülerim sadece,
Çünkü mahkeme kapılarında
Çocukların ayak izleri silinmiştir,
Babalar yıllarca boşuna dilekçe yazmıştır.
Hak arayanın soluğu
Kâğıtların arasında boğulmuştur.
Bir yetim,
Babası için “adalet” diye ağlarken,
Hâkim kalemiyle değil,
Vicdanıyla değil,
Bir zarfta saklı gizli bir kararnameyle
Kapatır o defteri...
Derlerse:
“Türkiye rüşvet cennetidir.”
İnanırım, doğru derim,
Yemin ederim.
Çünkü bir masa altında uzanan el
Bir milletin geleceğini karartır,
Bir imza karşılığı satılır
Bir köyün suyu,
Bir işçinin hakkı,
Bir öğrencinin umudu...
Ve sonra derler:
“Sus, başını eğ, kader bu.”
Ama ben susmam!
Çünkü susmak,
Yetimin gözyaşını damgalamaktır;
Kör adaletin terazisine
Taş koymaktır...
Görmüyor musunuz?
Hapiste çürüyen adalet,
Sokakta dilenen vicdandır.
Bir annenin ağıdında saklıdır
Gerçeğin en çıplak sesi.
Çocuğunu kaybeden bir baba,
Rüşvetle alınmış bir raporun arkasında
Sessizce ölür aslında...
Ve ben sorarım:
Adalet kimindir?
Zengin sofraların süsü mü,
Yoksulun mezar taşı mı?
Bir milletin namusu mudur,
Yoksa rüşvetin gölgesinde
Eriyen bir kağıt parçası mı?
Eğer derlerse:
“Türkiye’nin geleceği temizdir.”
İnanmam,
Çünkü geleceği,
Rüşvetle alınmış bir sınav sorusunda
Çoktan kirletmişlerdir...
Ama bir gün derlerse:
“Bu topraklarda adalet yeniden doğdu,”
O vakit susmam,
O vakit gülüp geçmem,
O vakit ağlarım;
Çünkü gözyaşım,
Artık kederden değil,
Umudun yeşerdiği bir ülkenin
İlk sabahından olur...
Bahadır Hataylı/20.08.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder