Güçlü görünürüm, sanırsınız ki dağ gibiyim,
Oysa dağlar da bir gün toprağa gömülür, bilirim.
Her nefes, faniliğe açılmış bir kapıdır,
Ve her gözyaşı, vuslata doğru akıp giden bir ırmak...
Ben kırıldım insana, kalbin taşına, sözün yalanına,
Ama asıl kırgınlığım kendimeydi, Rabbim ’den uzaklığıma.
Çünkü bilirim; insana bağlanan kalp incinir,
Ama Sana bağlanan ruh, asla üzülmez, eksilmez.
Bir gün ansızın terk edersem bu dünyayı,
Habersizce göçüp gidersem, biliniz ki
Bu gidiş bir hüsran değil,
Bir kavuşmadır, Asıl yurda, asıl Sevgili ’ye.
Dünya dedikleri bir han imiş,
Yolcu gelir, yolcu göçer, kalan sadece izmiş,
Ne mal kalır, ne dost, ne de kırgınlık,
Kalıcı olan tek şey, gönülde yeşeren zikrullah imiş...
Ey gönlüm!
Sen kırılma insanlara, sen üzülme fanilere,
Her şey takdirin cilvesi, her söz kaderin hikmeti.
Sen yalnızca yönel Sahibine,
Çünkü senin yurdun O’dur,
Senin sığınağın O’dur,
Senin vuslatın O’dur...
Eğer bir gün gidersem,
Biliniz ki kırgınlığımı da, sevincimi de, sırrımı da
Hakk’a emanet ettim.
Ve ardımda sadece bir dua bıraktım:
“Beni hatırlamayın, O’nu hatırlayın…”
Erol Kekeç/16.07.2025/Namazgah/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder