30 Nisan 2025 Çarşamba

Bir Milletin Kalbi

 


Eğer bir millet, göz yumar ise hırsıza,
Sırf fikri benzer diye susarsa yalana,
Şeref mi kalır o halkta, onur neyle yaşar?
Ahlaksızın gür sesi, doğrularla mı yarışır?

Bir lider ki servetle oynar, halkı aç iken,
Yalın ayak çocuk ağlar, o kürsüde gülüp geçerken…
Ve halk alkış tutarsa sadece rengine bakıp,
O milletin alnına yazılmış en kara yazı: "Kayıp!"

Erdemdir bir milletin onuru, kökü, bağı,
Erdem gidince başlar çöküşün ilk adımı.
Vatan, sadece toprak değil; namustur, vicdandır,
Onu yitiren millet, artık sadece kalabalıktır!

Şerefi gölgeleyen bir korku çöker üstüne,
Kiminin kalbi korkak, kiminin eli kirli yine.
Lider değil haini savunanlar çoğalırsa,
O topraklar sadece haritalarda kalır…

Hırsı görüp susan göz, yarına nasıl bakar?
Dalkavukça övülenler yarın seni yakar.
Bir oy uğruna satılan vicdanlar çürür,
Ve çürüyen vicdanla devlet dibe sürüklenir...

Ey halk! Bil ki, susmak da iştir zulme ortak,
Mazluma sırt çeviren her söz, bir gün seni de yakar.
Yalancıya alkış tutan el, nasip bulmaz hayra,
Yüzü gülen cellatlar, gelir mi kapına hayra...

Adaletin terazisi, çifte standartta çarpar,
Bir yanda zengin affı, bir yanda garibe azar.
Yalanı makbul kılan her ekran, halkı esir eder,
Bilgisizce izleyen göz, yarına mezar kazar...

Tarihe bak! Roma da çöktü içten,
Firavunlar da sarsıldı halkına zulmetmekten.
Bir millet ki liderini hak ile tartmazsa,
Sistemin adı demokrasi olsa ne fayda?

Gerçek demokrasidir hesap sormak erdemle,
Yalakalık değildir seçmek körcesine.
Milletin kalbi susmaz, susmamalı asla!
Erdemle konuşmalı, korkmadan, dosdoğruca!

Erdem nedir, bilir misin? Eğilmeden yürümektir,
Hakikatin önünde, dalkavuğa direnmektir.
Ne altın için bükülür, ne menfaatle satılır,
Erdemli bir yürek, zulmün suratına çatılır!

Korkmadan konuşmak gerek, çekinmeden yazmak,
Bir milletin uyanışı, önce kendine sormak:
"Ben ne yaptım ki bu hale düştü vatanım?"
Cevabı kaçan değil, hesap sorandır adamın...

Siyasetçi dürüst değilse, halk da sorgulamazsa,
Tefecilerle tokalaşır, sonra ağlar sabaha.
Hırsızlık bir ceza görmez, çıkar yol olur ise,
Adalet o topraklarda kurur, miski amber olsa...

Ey genç! Ey ana! Ey baba! Sana sesleniyorum,
Gerçek vatanseverlik, makamla ölçülmüyor.
Bir devlet, halkından güçlü olamaz asla,
Ama halk susarsa, çürür koca devlet sorumsuzca...

Ne laiklik adına ne dindarlık maskesiyle,
Kandırmasın seni kimse, yüzeysel cilayla.
Bir adam çalıyor diye susarsan “bizden” diye,
O çaldığı sadece para değil, namus, vefa, diye...

Diril artık milletim, yeter uykun çok derin,
Zincirinden başka neyin var ki kaybedesin ?
Bir millet susunca değil, konuşunca güçlüdür,
Gerçeğe koşan yürek, zulmü yerle bir eder, büyür!

Korkma! Hakkı savunan yalnız kalmaz hiçbir zaman,
Allah, mazlumun yanındadır, unutma her an.
Birleşin kardeşlerim, sağcı solcu yok artık,
Vatan namustur, bayrak korunmalı bu mücadele şarttır!

Bir çocuğun gözyaşı, bir annenin feryadı,
İktidarı da indirir, tarihi de ağlatır adım adım.
O yüzden eğilme kardeşim, kimseye tapma sakın,
Doğruların izinde yürü, Allah  şah damarından yakın...

Sakın unutma! Yalana susan, yalan kadar suçludur,
Zalimden yana duran, onunla aynı uçurumdadır.
Gerçek adalet, rozetle değil, vicdanla ölçülür,
Ağzı dualı, eli kanlıysa birisi; işte o en tehlikelidir...

Kimse seni temsil etmez, sen kendin olmadan,
Bir millet bireyleriyle büyür, korkusu olmadan.
Kimi ayetle kandırır, kimi özgürlükle yutar seni,
Ama sen içindeki seste bulacaksın hakikatin izini...

Unutma ey millet, seni kurtaracak olan sensin,
Bir bayrağı göklere çıkaran, elindeki nefessin.
Hakkı savunmak; namazdan, mitingden de öte,
Çünkü hak bir yaşam biçimidir, lafla değil, özle!

Ey tarih! Yaz yeniden, bu millet uyanıyor,

Zulme susan dudaklar birer birer yanıyor.
Küllerinden doğacak bir medeniyet daha,
Çünkü hala var yüreklerde Bedir’in duası, Uhud’un ahı...

Unutma milletim, sen Malazgirt’sin, Çanakkale’sin,
Senin kanınla boyandı bu toprak, senin terinle yeşersin.
Kimseye minnet etme, dik dur, yürü hür yaşa,
Sakın tapma kula, yalnızca Allah’a.

Ne Batı'nın süslü yalanı, ne Doğu’nun sinsi hilesi,
Sana yakışan tek şey, hakikatin bileği, bileği!
Bir millet sustuğunda, zalimler şenlenir,
Ama bir millet dirildi mi, Firavunlar sarsılır, Nemrutlar çökebilir.

Şimdi dön ve bak:
Kudüs’te ağlayan taş, Yemen’de susan çocuk,
Hepsi seni bekliyor, “Yeter artık!” diyen bir yürek, bir umut.
İşte sen o yüreksin!
Bırak karanlık sussun, sen ışık ol, sen rahmetsin!

Bugün susan, yarın hesap veremez,
Zulme ortak olan, vicdanla yürüyemez.
Zenginiyle, fakiriyle, kadınıyla, genciyle,
Bu millet ya ayağa kalkar ya da zincire boyun eğer hep birlikte!

Çünkü:
Erdemini yitiren bir millet, sonunda vatanını yitirir!
Ve biz kaybetmeyeceğiz, çünkü bu sefer uyanırız!
Vicdanı olanlar, adım atsın saflara,
Hakkın çağrısı var: “Kalk ve zulme karşı dur arşa kadar!”

Ey 2 milyar yürek!
Bu çağrı sana, ümmetin kalbine...
Ya kıyıya vurmuş balık gibi çırpınırsın sessizce,
Ya da okyanusa dönüşürsün, dalga dalga sarsarsın küfrün kıtasını...

Bu son uyarı, son çağrı, son nefes belki,
Ama bir kelimeyle başlar her devrim: YETER!
Yeter bu zillet, yeter bu suskunluk!
Kalk, diril, birleş!
Kurtuluş için tek yol: HAK, ADALET, ONUR VE İNANÇTIR!

Erol Kekeç/08.04.2025/Sancaktepe/İST


Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...