Çiçek misin sen, solsa da vakur duran?
Yoksa ilk rüzgârda savrulan bir dal mı?
Dik dur be yürek, eğilme yalanın önünde,
Açacaksan gönlünü, çürük çiçek gibi değil,
Toprağın derinliklerinden süzülen bir lale gibi aç.
Bir sabah gibi doğ;
Gözleri kamaştıran, karanlığı yaran,
Ama göz boyayan sahte bir ışıltı değil,
Hakikatin kendisi ol.
Terzi misin sen?
O zaman yamayı sakla değil, göster cesurca,
Kumaşı bozma, eski de olsa değerli.
Kesilecekse kader, biçilecekse yol,
Ölçüyü doğru al,
Vicdanın terazisinden geçsin her biçim.
Yolun Kendi Dili
İşte köprü,
Ahşap çatırdasa da tutar seni,
İnancı olanın ayağı batmaz suya,
Ama tereddüt edersen…
Bilinmeze düşer basacağın taş.
Yol dediğin dümdüz olmaz her zaman,
Ama doğrudur eğer kalbinle yürürsen...
Sağ nedir, sol nedir bu çağda?
Hangisi doğru, hangisi eğri?
Kendi pusulanı kur içinde,
İğne değil, öz benliğin göstersin yönü.
Geçeceksen bir kapıdan,
Anahtarı elinde olsun dürüstlüğün...
Tercihlerin Tohumu
Binme her gördüğün ata,
Bazısı ahırda şahlanır,
Bazısı uçuruma götürür seni.
İnatla değil, izanla sür yüreğini.
Zorluklar kutsaldır ama
Kendini yakacak ateşe kör dalma...
İyi nedir, kötü nedir bilmeden konuşma.
Gölgeye bakıp güneşi yargılama.
Seçimlerin kaderin aynası olur,
Bugün attığın her adım,
Yarın başını yaslayacağın duvar olur...
Gösterişin Kıyısında
Gösterişe kaçma ey insan,
Işıklı kelimelerle kendini süsleme.
Parlak olmak istiyorsan
Bakır gibi değil, yıldız gibi ol,
Geceyi aydınlatan, uzak da olsa gerçeği yansıtan...
“Ben buyum” de, korkma.
Eksiksen eksik, ama sen ol.
Sahte alkışlara kanma,
Gölge büyür ışık yoksa.
Ya kuş ol,
Göğe yükselen duaların kanadında,
Ya çekirge, sabırla bekleyen bir sıçrayışa.
Ama uçacaksan,
Rüzgârla değil, yönünle uç...
Derinlikten Gelen
İçini dinle,
Orada gürültü yoksa hakikati duyarsın.
Vicdanınla barışık yaşa,
Ne yazılıyorsa alnına, alnın açık kalsın.
Bir kez eğilirsen doğrulmak zor,
Bir kez susarsan, sesi bastırır karanlık.
O yüzden konuş,
Sözünle değil, duruşunla.
Öğüt vermek kolay,
Ama bir öğüt gibi yaşamaktır erdemli olan...
Maskelerin Ardında
Bir maske takarsan,
Bir gün unutursun yüzünü.
Kendini değil, kalabalığın sen diye gösterdiği gölgeyi yaşarsın.
Oysa insan kendine benzemeli en çok.
Yoksa ne anlamı var var olmanın?
Yüzüne bir bak,
Orada çizgiler varsa, yılların değil,
Yaşanmış hakikatlerin izidir o.
İnsan ne kadar yara alırsa,
O kadar hakiki olur yüzü.
Kusursuzlukta değil,
Yaralarda saklıdır güzellik.
Doğruluk Bir Güneş Gibidir
Doğruluk,
Karanlığa doğan sabah gibi,
Gecenin yalanını söker.
Her gün yeni bir başlangıçtır,
Ama sen eskiden aldığın derslerle inşa et yeniyi...
Doğru yürümek,
Yol bilmekten daha önemlidir.
Bazen yönünü şaşırırsın,
Ama kendini unutmazsan bulursun.
Çünkü asıl yol içimizdedir,
Ne haritada ne pusulada yazar...
Kalbe Konan Öğütler
Sözlerin keskinse,
Yaranı daha çok derinleştirir.
Konuşurken merhem ol,
Yargı değil.
İnsanları kırmadan da doğruları söyleyebilirsin,
Ve o zaman sesin yankı bulur,
Duvarlarda değil, yüreklerde...
Güzel konuşmak değil mesele,
Güzel yaşamak.
Cümlelerin süslü değilse de olur,
Ama niyetin doğru olsun.
Çünkü niyet bir ok gibi gider,
Hedefi vicdandır..
Kendine Varmak
En büyük yolculuk,
Dışa değil, içe yapılır.
Bir ömür gezsen de dünyayı,
Eğer kendine varmadıysan,
Boşuna geçmiş yılların...
Kendin ol.
Ne fazlası, ne eksiği.
Çünkü dünya bir sahne ise,
En çok kendi gibi oynayan iz bırakır.
Ve perde kapandığında
Kimin ne alkışladığı değil,
Ne kadar gerçek olduğun geriye kalır...
Doğruluk; az konuşup, çok dinlemektir bazen.
Kalabalıkta yalnız kalmak pahasına
Kendin gibi kalmaktır.
Yol uzun olsa da,
Doğru yürüyenin ayağı yorulur ama yüreği büyür…"
Tilhabeşlifiozof/10.04.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder