14 Nisan 2025 Pazartesi

Gazze Destanı

Ey zaman! Dur! Bu takvim yırtık artık,

Saatler yorgun, günler küskün, mevsimler yarım.
Gazze’de çocuklar zamanın dışında doğar,
Bir nefes alır, sonra göğe uçar...

Beşikte kundak değil, enkaz var üstlerinde,
Biberonlar cam kırığı, masallar susturulmuş.
Bir annenin gözyaşı, ateşe döner her gece,
Rabbine sığınır: “Ya Rab! Artık cennetlik olsun bu bebek”

Tanklar sokak sokak, gölgeleri karanlık,
Bir millet kuşatılmış, açlıkla, susuzlukla, bombayla.
Ambulanslar çığlık taşıyor, ama yolda parçalanıyor,
Kur’an sesiyle örtülüyor çocukların cansız duruşu...

Bütün dünya ekran başında…
Kimisi ağlıyor, kimisi gülüyor, çoğu sadece geçiyor.
Gazze ölürken, dünya yaşıyor gibi yapıyor.
Oysa ölüm bile mahcup oluyor bu kadar utanca...

Gazze, taşla yazılmış bir ayettir,
Her taşı, her zeytin dalı birer direniş beyannamesi.
Sapanla tanklara karşı duran bir çocuğun alnındaki secde izi,
İşte asıl medeniyet odur, ey Batı! Ey sustukça tükenen Doğu!

Kadınlar kefen değil, ceset sarıyor;
Erkekler kurşun değil, dua kusuyor.
Ve her düşen beden,
Bir başka bedenin imanını dikiyor...

Gök gürültüsü mü bu? Hayır.
Savaş uçakları yine semaları yırtıyor.
Yağmur değil bu, çocukların gözlerinden dökülen kan.
Gazze’nin üstüne her bomba düştüğünde,
Bir melek ağlar gökte, bir yıldız daha kararır.

Gazze yalnız değil, ama sahipsiz,
Dualar var, ama fiil yok.
İslam coğrafyası, içi boş nutuklar ülkesi,
Ve Gazze her sabah “kardeşlerim nerede?” diye soruyor.

Ama bir gün,
Bir gün…
Elbet hesap sorulacak bu ihanetten.
Ve o gün, Gazze yeniden doğacak.
Mescid-i Aksa’dan yükselen ezan,
Bütün kâinatı susturacak...

Bahadır Hataylı / Nisan-2025/Sancakteepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...