25 Nisan 2025 Cuma

Kayıp Sözlerin Sokağı



Bir çocuğun dudağında susturulmuş bir ninni,

Annesi çoktan gitmiş, duvar susmuş, taş dinli.

Sokakta bir çığlık var, kimse duymamış gibi,

Kör olmuş vicdanlara düşmez artık güneşi...


Sabah ezanı değil bu, reklam arası sanki,

Ruhunu satmış kalem, manşetlerde yalan çığ gibi,

Bir vekil kürsüde ağlar, ama göz yaşı sahte,

Ülke denilen bu sahne, oynanır her perde...


Bir genç alnında terle, haramla sınanıyor,

“Başarı” diyor müdür, torpili fısıldıyor.

Kitaplar küf tutmuşken, şarap parlıyor rafta,

Edep defterden silinmiş, kahkaha kalmış şatta...


Bir dede bastonuyla geçmişi arar çarşıda,

Bir zamanlar ahlak vardı, şimdi yok tek sayfa.

Torunu dijitalde, dua yerine filtre,

Vicdan uygulaması yok, ama “beğeni” litre...


Bir yazar köşe tutmuş, satır arası kin kusar,

Sözleri satır değil, şah damarına basar.

Bir hoca çıkmış ekrana, ‘Hak'tan çok reyting peşinde,

Vaaz değil sanki skeç, cübbe değil perde...


Karakolda bir garip, “Adalet?” diye sordu,

Memur, kahvesinden bir yudum alıp güldü.

“Adalet mi? Tatile çıktı, sen de çak bir sigara,”

Dosyalar tozla örtülü, zaman burada yara...


Bir kadın pencereden bakar, susmuş bahçesine,

O çiçekleri eken yok, kurak düştü mevsime.

Koca sanatı unuttu, sevgi yeri boşaldı,

Aşkla değil, krediyle kurulan yuvalar kaldı...


Ve bir çocuk, gecenin koynunda aç kaldı,

Kırıntı değil düş istiyor, umutla karışık bal.

Ama masallar yok artık, kurt da aç, orman da kül,

Kırmızı başlıklı kız, bu kez annesiz, gömleksiz, gül...

Bahadır Hataylı/24.04.2025/Sancaktepe/İST


Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...