27 Nisan 2025 Pazar

Bir Serinlik Gibi



"Uyuyan Toplumlara Yağmur Gibi Bir Uyanış"


Bir serinlik gibi gelir bazen hakikat,

Ne bağırır, ne çağırır… Sadece dokunur.

Bir rüzgâr eser usulca vicdanlarda,

Uyuyan kalplere merhametle sokulur.


Kirpiklerin ucunda titreyen bir dua,

Yarılmış gönüllerde açar ilk tomurcuk.

Ne hiddet var ne isyan; yalnızca çağrı:

"Kalk, ey insan! Kendi özünü bul, çabucak!"


Şehirler uykuda, kaldırımlar sessiz,

Kalabalıklar içinde kaybolmuş tek tek.

Fakat bir yağmur başlar usul usul,

Ruhun çatlayan yerlerine işler yürek yürek...


Çise çise düşer üstüne unutulmuş değerler,

Toprağa değil, kalbine akar bu seher.

Her damla, bir şefkat, bir hatırlatma,

"Ey insanoğlu, sen ne çabuk unuttun meğer!"


Bir annenin duası gibi durudur bu yağmur,

Bir dedenin nasihati gibi içten ve saf.

Sana geçmişi hatırlatır ama yargılamaz,

Kendinle barıştırır, incitmeden, nazikçe affeder hafızanı, raf raf…


Zannetme ki ümit çığlıkla gelir daima,

Bazen bir çiçek gibi sessizce büyür,

Bazen bir çocuğun gözlerinde parlar,

Bazen de sustukça konuşur, özünden süzülür...


Kalkmak bir emirdir, evet, ama aynı zamanda bir lütuf,

Secdeye varmak gibi: hem boyun eğmek hem de dirilmek.

Ey yüreği daralmış insan, bu rahmet senin için,

Uyandığında göreceksin: artık yükün değil, yüreğin hafif...


Ey toplum! Ey uykuda nefes almayı unutanlar!

Bir yağmur var bu gece, size değil, gönlünüze yağan.

Ümidin sesiyle uyanın: sessiz, dingin, içli…

Çünkü artık vakit, silkelenip kendine gelme zamanı,

Ve sabah çoktan doğmuş, sen hâlâ karanlıkta sanma anı…

Erol Kekeç/24.04.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

TOK MİDELER, AÇ VİCDANLAR

  Dediler ki: "Onlar yiyeceğine biz yiyelim!" Dedim ki: Buyurun yiyin efendiler, Yiyin de görün bakalım, Mideyle vicdanın kavgasın...