Zulmün Gölgesinde
O zalimler bilmez ki, devrilir her put bir sabah,
Göğe açılan eller var, bastıkları her toprak ah!
Bir çocuk ağlar Gazze’de, içi delik bir taşla,
Sizin saray perdeleriniz titrer mi hiç o yaşla?
Miskin bir ümmet oldunuz, gölgede yatan ölü,
Ayet indi: "Kalkın savaşın!", siz tuttunuz kör yolu.
Cihada çağıran ses var, ama sizde derman yok,
Korkunuz Firavundan çok, Rabbin gazabından yok!
Korkaklar ve Kuklalar
Ey petrol sofralarının doymak bilmez bekçileri,
Altın saraylarınızda boğulan ümmet fikri mi?
Ne kalbiniz kaldı ne ruh, bakışlarınız sahte,
Bir Yahudi gülse orda, siz oynarsınız kahkahayla birlikte...
Siz sözde sultansınız, siz hayal sarhoşu gölgeler,
Her biri bir maskara, zalimin önünde diz çöken heceler.
Diyorsun ki: “İsrail bizimle çatışamaz!” — Vah zavallı!
Güç dediğin; tank değil, imanla yanar o karlı dağlı!
Siz sanırsınız ki sükûtla korunur saltanatınız,
Ama gökten gelen öfke, yakar her lanetlenmiş tahtınızı!
Vicdan sustuğunda zillet konuşur; işte bu hale geldiniz!
Kınamakla yetinen köleler oldunuz, kahrolası ikiyüzlülüğünüzle!
Gazze’nin Çağrısı
Bir kadın dua eder enkazda:
“Rabbim! Bizi çıkar bu zalim beldeden...”
Çocuk gözyaşı döker:
“Baba nerde? Burası neden mezardan beter?”
Ve siz...
Cuma kürsülerinde gül verirsiniz, gülle değil!
Ümmetin evlatları ölürken siz şiirle avutursunuz yüreği...
Sizden savaş beklenmez artık,
Kopmuşsunuz vahyin çağrısından.
Sizin için Kur’an, yalnız hatim süsüdür,
İndirildiği anlam, çoktan terk etti sizi,
Siz, “cihad” deyince dudak büken tüccarsınız...
Yeryüzünün Dinozorları
Ey yeryüzünün dinozorları!
Gölgeleriniz büyük, kalbiniz suskun,
Sizden bir savaş çıkmaz, yalnız bir hainlik,
Kudüs’e selam değil, sessizlik yollarsınız;
Yemen’in karasında çürür bebek,
Ama sizin gündeminizde lüks saatler, ipek…
Rabbimiz buyurdu:
“İman edenler Allah yolunda savaşır,
Kâfirler tağut yolunda...”
Siz kimi seçtiniz?
Yolunuzu kimle bir ettiniz?
İnkılap Günleri
Sizi bekleyen göklerden değil artık dua,
Göklerin gazabı!
Ve o gün geldiğinde,
Hiçbir saray, sığınak, bunker koruyamaz sizi!
O inkılap günü;
Bir annenin gözyaşından,
Bir çocuğun taşından,
Bir delikanlının tekbiriyle başlayacak!
Ayaklarınız yere çakılacak,
Dizleriniz çökecek!
Saklandığınız küfür postalları altında
Kendi utancınızla boğulacaksınız...
Cihada Kalk Ey Ümmet!
Ey ümmetin evladı!
Cihada kalk, bu suskunluk yeter!
Artık şiir değil, tekbir konuşmalı,
Artık mısra değil, siper kurulmalı!
Kudüs yolunda şehadet bir nişan,
Mazlumun gözyaşı namusun yakan,
Her kınayan dilsiz şeytan,
Ve her susan, zalimden yana!
Kaldır başını Gazze için,
Yemen için, Doğu Türkistan, Arakan için!
Kaldır yumruğunu, kaldır secdeni,
Kaldır kıyamını!
Artık dua değil yalnız,
Bir ümmet yürümeli!
Ayet, emir verdi:
“Zulme uğrayanlar için savaşın!”
Ve biz, emre amadeyiz!
Hesap Günü Yakın
O gün geldiğinde,
Kudüs'ün çocukları yürüyecek önde,
Ardından anneler, ardından yiğitler,
Ve en arkada siz;
Sözde liderler, maskara sultanlar,
Birer yargı tahtası gibi sürüleceksiniz!
Sizin “kınamanız” değil,
Gazze’nin kanı konuşacak o gün!
Sizin “diplomasiniz” değil,
Yemenli çocuğun feryadı saracak göğü!
Ve işte son kelam:
Biz beklemekteyiz!
Siz de bekleyin,
Zulümle abad olanlar, inkılapla yok olacaklar!
Erol Kekeç/07.04.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder